Trogir Adası’na gitmek istiyorum ve nasıl gidebileceğimi  öğle saatinde Split sahil yolunda bisiklet kiralayan bir satıcıya danışıyorum.

Split şehrinden Trogir Adası’na toplu taşıma ile ulaşım:

Trogir Adası’na otogardan hareket eden 37 numaralı otobüs ile veya limandan hareket eden bir vapur ile gidebileceğimi söylüyor. Otobüs yaklaşık bir saat sürüyor iken (tek yön 21 Kuna) vapur alternatifi yaklaşık 1,5 saat sürüyor imiş. Vapur sefer saatlerini ve fiyatlarını ise bilmiyorum. Split’de hava sıcaklığı hayli yüksek ve öğle saatini Trogir Adası’na giden belediye otobüsünde geçirmeye karar veriyorum.

Split Otogar’na sahilden yürüyerek 15-20 dakikada ulaşıyorum. Kırmızı renkte binalarla çevrelenmiş Cumhuriyet Meydanı’ndan geçiyor ve sokaklarda geze geze yürüyorum. Split Otogarı’ndan kalkan otobüsler saat başında hareket ediyor ve bileti şoförden satın alıyorsunuz. Eski model, klimasız bir belediye otobüsü ile her durakta dura kalka yaklaşık 50 dakika sonra Trogir Adası’na varıyorum.

Adaya vardığımda dönüş bileti için Turizm Ofisi‘ne danışıyorum. Split’den döne dolaşa geldiğim 37 numara dışında direk sefer yapan başka bir otobüs seferi daha varmış. Daha konforlu ve direk sefer olduğu için daha hızlı olan 16 numaralı otobüs için bileti yine otobüs şoföründen alacağım. Adada iki saat geçirmeyi ve saat 16 otobüsü ile gün batımından önce Split’e varmış olmayı planlıyorum.

Alternatif olarak Trogir – Slatine – Split arasında dolaşan ve “Bura Line” olarak bilinen vapur seferlerini de tercih edebilirsiniz. Split – Trogir arası için Temmuz-Ağustos ayları boyunca geçerli sefer saatleri 9:45, 13:00, 16:00 ve 20:00 olarak belirlenmiş. Bilet ücreti ise 24 Kuna.

Trogir St John Meydanı ve tarihi saat kulesi (15. yüzyıl)

Trogir St John Meydanı ve tarihi saat kulesi (15. yüzyıl)

Trogir Adası’nda neler yapılır?

Trogir Adası esasen ana kara ile başka bir ada arasına sıkışmış ve köprü vazifesi yapan, aynı zamanda Unesco koruması altında olan bir adacık. Adaya geçen köprü adayı çevreleyen surların taç kapısına açılıyor ve bu kapıdan geçerek tarihi şehre giriş yapıyorum.

Trogir Limanı’na bağlı çok sayıda lüks tekne var. Havaalanına da yakın olduğu için (5 km) sokaklarda gezerken sıklıkla uçak sesi duyuyorum.

Sur içinde yer alan kasaba, 1997’de tarihi bir Roma Adası – Kasabası olarak Unesco Dünya Mirası listesine alınmış. Şehir planında birbirini kesen sokak planı Helenistik dönemden izler taşıyor. Şehir yapılanmasındaki geçmişten süregelen izlerin korunmuş olması Unesco sınıflandırması açısından oldukça önemli!

Trogir’de ekonomi turizme, balıkçığa ve tarıma dayanıyor

Trogir’de ekonomi turizme, balıkçığa ve tarıma dayanıyor

Trogir Kalesi de diğer Dalmaçya adaları gibi, Hvar Adası veya Korçula Adası gibi MÖ. 3. yüzyılda Yunan kolonileri tarafından kurulmuş. Adada Romalılar, Bizanslılar, Macarlar, Osmanlı akıncıları (17. yüzyıl), Venedikliler ve Napolyon döneminden izler görmek mümkün.

Küçücük adanın etrafında tam tur dönmek mümkün. Sarmaşıklar ve begonviller ile sarılmış daracık taş sokaklarda geziyor ve fotoğraf çekiyorum. 

Adanın hem kıyı şeridinde hem de çoğu ara sokağında pek çok balık restoranı var. Dubrovnik’de atlattığım zehirlenmenin ardından midem henüz yeni yeni düzelmeye başladı ve kızartma kokusundan mümkün olduğunca uzak kalmaya çalışıyorum. Öğle yemeğimi, bir dilim ıspanaklı ve üzeri sarımsaklı calzone ile tamamlıyorum. Bosna Hersek’de olduğu gibi, Hırvatistan’da da tüm yemeklerde bolca soğan ve sarımsak kullanılıyor! Bu yönde bir çekinceniz var ise sipariş verirken sormakta fayda var.

Rengarenk bir pencere pervazından sarkan yarı çıplak amca bana nereli olduğumu soruyor. İstanbul diye yanıtlayınca da “günaydın!” diye sesleniyor. Buralarda nerede ise herkes birkaç kelime Türkçe biliyor. Gel gör ki, 12 gün süren Dalmaçya rotamı tamamladığımda tek kelime Boşnakça, Hırvatça veya Slovence öğrenmeden geri dönmüş olacağım. Neyse ki pek çok ortak kelimemiz olduğunu farkettim.

Saat 16:00 ve Trogir Otobüs Durağı’ndayım. 16 numaralı ve klimalı belediye otobüsü ile serin serin Split’e dönüyorum.

30.08.2014