Bugün, Portekizli Tapınak Şövalyeleri’ne ev sahipliği yapmış tarihi Tomar şehrini gezdik ve bu akşam Fatima şehrinde konaklayacağız. Otelden aldığım broşüre göre, bu küçük şehrin nüfusu ancak sekiz bin kişi iken şehirdeki otel kapastesi 10 bin yatağı geçiyormuş. Fatima, özellikle dindar Hristiyanlar için önemli bir merkez olarak kabul görmekte ve her sene milyonlarca turist ağırlamakta.

Tüm gece aralıksız yağan yağmur sabah da devam ediyor. Otelden bir elimizde şemsiye bir elimizde fotoğraf makinamız ile kiliseye doğru yürüyoruz. Vardığımız geniş meydanda, sağanak yağışa aldırmamış pek çok kişinin eski ve modern iki kilise arasındaki avluda, dizlerinin üzerinde süründüğünü görüyoruz. Kilisenin açıkta kalan şapel bölümündeki mum havuzunda kol, bacaktan, bebek, iç organ biçimlerine kadar şekil şekil adak mumlarını dualar eşliğinde yakıyorlar. Duaları kabul olan, dilekleri gerçekleşen dindarlar teşekkür amacı ile buraya tekrar gelirmiş.

Fatima şehrinin adını tüm dünyaya duyuran çocuklar

Kasaba 1917 yılında köyde üç küçük çocuğun, çobanlık yaparken önüne geldikleri bir mağaradan çıkan parlak bir ışığı ve Hz. Meryem’i gördüğünü söylemesi üzerine Hristiyan aleminde nam salmış. Aradan geçen yaklaşık bir asır içinde, mucizenin ellinci yılında dönemin Papası Fatima Kilise’sindeki ayini şahsen yönetmiş ve burayı ziyaret edenleri kutsamış. Kısa süre içinde şehir kutsal haç merkezlerinden birisi olarak kabul edilmiş ve ekonomisi din turizmine dayalı bir kente dönüşüvermiş.

Hikayeye göre, Meryem Ana küçüklere bir kaç ay boyunca, takip eden ayların 13. gününde görünür ve geleceğe dair üç sır bahşeder. Ufaklıklardan iki kardeş Meryem Ana’dan da duydukları kehanet üzere bir yıl sonra ölürler; kalan üçüncü çocuk Lucia ise sessizliğini korur ve bir manastıra kapanarak rahibe olur.

Fatima Kilisesi

Fatima Kilisesi

Bir gün Lucia, küçük bir çocukken Meryem Ana’nın kendilerine verdiğini söylediği sırları kaleme alır ve dönemin Papa’sına gönderir. Bu sırların ilki İkinci Dünya Savaşı, ikincisi ise komünizmin (veya Rusya’nın veya Katolik Vatikan’ı tanımayan Ortodoks dünyasının) çöküşü olarak yorumlanır.

Üçüncü sır ise açıklanmaz. Gizemli bir şekilde bir Papa’dan bir sonrakinin eline geçer ve milenyumda açıklanması beklenen, dünyanın gidişatına yön verecek sır esrarını korumaya devam eder. Son sır ile ilgili tahminler ve yorumlar halen zaman zaman gündemde yer bulabilmekte.

Internette araştırırken tüm bu hikayeleri, güneş tutulmasına veya UFO’ların dünyamızı ziyaretine bağlayan gruplara da rastladım. 

Kutsal şehrin yağmurlarında ıslandıktan sonra direksiyonu Portekiz tarihinde yer edinmiş başka bir gotik Katedrale çeviriyoruz. Batalha’ya gidiyoruz!

21.05.2014