Tosya, Kastamonu’nun büyük bir ilçesi. Kadim tarihi, gölleri ve doğal güzellikleri, tarihi konakları, keşkek yemeği, sarı kılçık pirinci ve tereyağlı pilavı ile uzun uzun anlatılabilir.

Gün gelir de sizin de içinizden bir “ah!” geçerse anlayın ki yaş alıyorsunuz. Büyüyorsunuz, daha makul, daha sakin, daha sessiz bir insansınız. Bir demeden iki düşünmeyi öğreniyorsunuz. En azından hayatınızın çocukluk devri bitmiş ve yeni bir yolculuğa çıkıyorsunuz. Bugün size yaz ve bayram tatillerinde ancak bir kaç güne sıkıştırılmış bir çocukluk anımdan bahsetmek istiyorum.

Tosya'nın tarihi konakları

Tarihi eser olduğu belgelenen bu konaklar ayrılan fon ile sırayla restore ediliyor

Tosya’da iftar:

Ramazan ayı gelince, Tosya’da iftar sofralarının olmazsa olmazı keşkek yemeğidir. Ah o eski zamanlarda Ramazan ayı da yaz aylarına denk gelirdi ve bütün gün bağ, bahçe çalışmış mahalleli teyzeler iftar saati yaklaşınca sepetlerini kollarına takar komşu gümelenin (bağ evi) bahçesindeki taş fırının başında toplanırdı.

“Gözün aydın Zehra hanım, torunlar gelmiş” derlerdi.

Arife akşamı olunca, fırının başında bekleyen teyzelerden belli ki en yaşlı, en görmüş geçirmiş olanı hayırlı bayramlar olsun ve seneye tekrarını görelim diye de dua ederdi. Bu sırada evin gençleri sıcak fırının içinden tüm cabaları (toprak güveç kabı) teker teker çıkarır yere dizmeye başlamış olurdu. Dumanı üstünde cabalara yanaşmak da üzerinden aşcısının ismi yazan cabayı bulup sepete yerleştirmek de büyüklerin işi idi. Biz çocuklar biraz geride beklerdik!

İftar saati yaklaşınca fırınım kapağı açılıyor ve gün boyu pişmiş keşkek ve et cabaları sıra ile dışarı çıkarılıyor.

İftar saati yaklaşınca fırınım kapağı açılıyor ve gün boyu pişmiş keşkek ve et cabaları sıra ile dışarı çıkarılıyor.

Yıllar sonra, geçen sene bayram tatili öncesinde Tosya’ya gittim. Gün boyu çarşıda ve eski mahallenin tarihi konakları arasında dolaşıp fotoğraf çektim. İftar saati yaklaşınca, iki apartman arasında boş kalmış arazideki fırının başına toplanmış ablaların sohbetine misafir oldum. “Eski Ramazan”lara göre caba sayısı ve çeşitliliği azalmış, yaşlı teyzeler de gelmez olmuş. Çocukluğumdaki gibi değildi tabi artık ama yine de böyle keyifli, lezzetli geleneklerin yaşanması ve yaşatılması beni mutlu ediyor!

Bugün Zehra hanım’ın vefat yıldönümü ve dilerim tüm büyüklerimizin mekanı cennet olsun. Amin.

11.08.2012