Ofisten bir kaç arkadaş toplaşıp hafta sonu tatilini uzatarak Mardin’e gidiyoruz. İstanbul-Mardin uçuşu yaklaşık iki saat sürüyor.

Mardin Havaalanından tarihi Mardin şehrine taksi ile gidiyoruz. Modern şehir merkezinden geçerken kısa bir mola veriyoruz. Taksi şoförümüz yol kenarındaki fırına koşup henüz dumanı üstünde koca bir paket ekmek alıyor. Bize de ikram ediyor ve sabah sabah bizi mutlu ediyor!

“Diyarbakır Kapı”dan geçip hayalimizdeki Eski Mardin şehrine varıyoruz. Önümüzdeki iki gece Erdoba Konakları’nda konaklayacağız. Odaya yerleştikten sonra otelin üst katındaki terasa çıkmamız öneriliyor. Birer kahve alıp terasa çıkıyoruz. Yanımıza gelen garson bize manzarayı anlatıyor: Sizin İstanbul’un boğazına benzemez ama burası da Mardin Denizi; ufuktaki ışıkları görüyor musunuz, orası da Suriye!

Terasta yol yorgunluğumuzdan sıyrılıp uçsuz bucaksız toprakları seyre dalmışken fazla zaman kaybetmeyip Mardin sokaklarında kaybolmak için sokağa çıkıyoruz. Tarihi Mardin tek bir cadde üzerine kurulu ve bir uçtan bir uca gidip gelerek, ara sokakları keşfederek saatler geçirebilirsiniz. Mardin gezisi için KAsım ayı mevsim itibari ile çok uygun. Hava İstanbul’a kadar daha sıcak ama günler daha kısa. Kısa sürede çok yer görmek istiyor iseniz iyi bir planlama şart!

Mardin Müzesi

Mardin Müzesi

Tarihi Mardin sokaklarında nerede, ne yenir?

Buraya gelmeden önce namını duyduğumuz iki adres var. Önce “Rido Kebap”a gidiyoruz. Burası aslında salaş bir kasap. Ne yiyebiliriz diye sormaya gerek yok. Acılı veya acısız olmak üzere iki seçenek var. Ağız tadınıza göre, bakır tasta servis edilen süzme yoğurttan yapılmış ayran ile birlikte ısrarla tavsiye olunur!

Akşam yemeği için adresimiz “Yusuf Usta’nın yeri” oluyor. Tarihi PTT binasının karşısındaki bu restoranda çeşit daha fazla ve tercihim “cevizli kebap” oluyor. Eğer sofrada bir kaç kişi iseniz büyük bir porsiyon karışık söyleyip her bir çeşitten denemenizi öneririm; fıstıklı olanı es geçmeyiz!

Kebap dışında başka seçenek yok mu, salaş olmasın şık masalarda oturmak isterim derseniz ikinci akşam yemeği için gittiğimiz, restore edilmiş tarihi bir konakta hizmet veren “Cersiş Murat Konağı”nı önerebilirim.

Çeşit çeşit lezzetli yemekten sonra acı bir kahve içmek gerek! Mardin’e gelmişken mırra içmeden olmaz ve mırra içerken de belirli bir geleneğe uymak gerekir. Kahvenizi bitirdikten sonra fincanını masaya bırakmamalı, ağzını eliniz ile kapatarak servis eden kişiye geri vermelisiniz.

Aksi halde gülüşmeler arasında şöyle bir uyarı duyabilirsiniz: Ya fincanı altın ile doldurmalı ya da ikram yapan genci evlendirmeli!

Mardin Zinciriye Medresesi

Mardin Zinciriye Medresesi

Tarihi Mardin sokaklarında gezilecek yerler:

Eski Mardin’i baştan başa geçen Cumhuriyet Caddesi’ni takip ederek pek çok tarihi yapıya veya çarşıya gidebilirsiniz.

Zinciriye Medresesi: Kale eteklerindeki medresenin ana kapısından içeri girdiğinizde göreceğiniz ilk salon Şafi mezhebine mensup Müslümanlar için ayrılmış ve nüfus yoğunluğuna bağlı olarak daha geniş. Ara avludan sonraki ikinci salonda ise Hanefi mezhebine mensup Müslümanlar ibadet ediyor. Medresenin avlusundaki çeşme ve havuz mimarisini daha önce görmemiş olduğum için hayli ilgimi çekiyor. İnsan ömrünü temsil eden bu tasarımı sonraki yıllarda Anadolu’da ziyaret ettiğim başka medreselerde ve Topkapı Sarayı‘nın bahçesinde yer alan çeşmede de görüyorum.

Kız Meslek Lisesi: Okul öğrencilerin Atatürk ile birlikte Ankara’da çekildiği bir fotoğraf halen giriş kattaki bir sınıfın duvarında asılı olması ilgimizi çekiyor.

Ulu Cami: İçinde sakal-ı şerif’in de sergilendiği bu caminin salonunda Şafi ve Hanefi Müslümanların farklı duruşlarda namaz kılarken ayrışmaları için iki ayrı mihrap var. Şafi cemaat daha kalabalık olduğu için salonun o tarafı daha geniş.

Kırklar Kilisesi: Tören ve dua vakitlerinde çanlar çalıyor ve toplaşan insanlar hep beraber dua ediyor (saat 06:00, 12:00 ve 17:00).

Mardin Müzesi: Caddenin sonundaki Cumhuriyet Meydanı’nda yer alan Etnografya Müzesi’ni geziyoruz. 

Mardin Kalesi: Şehri tepeden seyreden Mardin Kalesi’ne çıkmak istiyor ve çarşıdaki esnafa nasıl gidebileceğimizi soruyoruz. Çocukken kaleye çıkıp oynadıklarını ama 1980’deki askeri darbenin ardından tepenin askeri bölge olarak kapatıldığını anlatıyorlar. Ekipten bir arkadaşımız sağladığı özel izin ile Kale’yi ziyaret etme ve kısa bir süre çevreyi seyretme imkanımız oluyor. Mardin Kalesi’nden görebildiğimiz, uzaklardaki bir mezarlık hem Müslümanlar hem de Hristiyanlar tarafından ortak olarak kullanılıyormuş. Çevresinde hem bir cami hem de kilise var!

İlk gün tarihi Mardin sokaklarında dolaşıp yoruluyor ve verdiğimiz molalarda tattığımız leziz kebaplar sayesinde tam anlamı ile doyuyoruz. Temiz ve kuru havanın da etkisi ile ikinci güne oldukça zinde uyanıyoruz. Bugün, şehir dışındaki manastırları gezeceğiz, Midyat‘a ve Batman Hasankeyf‘e gideceğiz.

Mardin’deki son günümüzü ise alışverişe saklıyoruz.

Mardin Kalesi'nden şehir manzarası

Mardin Kalesi’nden şehir manzarası

Kasım 2008