Fas’daki ilk günümüzde ikinci adresimiz Fas Krallığı’nın modern başkenti Rabat oluyor. Kazablanka’dan Rabat’a karayolu ile gelmek yaklaşık 1,5 saat sürüyor ve şehirde yaklaşık iki saat kalacağız. Yalnız seyahat ediyorsanız tren seferlerini araştırmanızı öneririm.

Saat henüz öğle yemeği için erken olsa da, gün doğmadan yaptığımız kahvaltının ardından hayli acıktık ve limana paralel Moulay Ismail Bulvarı’nda küçük bir restorana gidiyoruz. Duyduğumuza göre, Cuma günleri öğle saatinde, varlıklı ailelerin veya adak adamış insanların cami avlusunda kuskus dağıtması bir gelenekmiş. Biz de ilk günden âdet yerini bulsun deyip kuskus ve tajin sipariş ediyoruz. Kuskus, bizdeki kısırlık bulgurun haşlanması ile yapılan bir pilav gibi düşünülebilir. Kuskus ve etli tajin için 80 dirhem (yaklaşık 40 TL veya 6,2 dolar – Nisan 2018) ödüyorum. Sebzeli tajin ve kuskus menüsü ise 70 dirhem.

Udayas sokakları

Udayas sokakları

2012 yılında Unesco Dünya Mirası Listesi’ne alınmış Rabat kentinde “Kasbah of the Udayas” bölgesini geziyoruz. Sur içinde kalan tarihi bölge, 12. yüzyılda karşı kıyılara, Endülüs bölgesine düzenlenen seferlerinin koordine edildiği askeri bir üs olarak, Bou Regreg nehrinin Atlas Okyanusu’na döküldüğü noktada kurulmuş. Şehrin mavi duvarlı dar sokaklarından geçiyor, uçurum kenarında kurulmuş karakolun surlarından okyanusu seyrediyoruz. Kentin bugünkü formu 1150’de Berberi asıllı Muvahhidler (Almohad hanedanı) tarafından işgal edilmesinin ardından verilmiş ve bugün kullanılan konutların çoğu, İspanya’dan gelen Müslüman ve Yahudi mülteciler tarafından inşa edilmiş. Muvahhidler döneminde şehre bir saray ve cami eklenmiş. Kalenin esas giriş kapısı  ve bir savunma yapısı olan Almohad Kapısı klasik Fas mimarisinin en güzel örnekleri arasında.

Udayas'ın nehir kenarındaki surlar arasından Atlas Okyanus'u manzarası

Udayas bölgesinin nehir kenarında kalan surları arasından Atlas Okyanusu manzarası

Chellah, Hasan Kulesi ve 5 Muhammed’in anıt mezarı da Rabat kentini ve Fas tarihini tanımak için görülmeye değer diğer tarihi duraklar.

Turistik turların da gözdesi olan Chellah bölgesinde, kale içinde 4. yüzyıl Roma döneminden itibaren, Rabat’da yaşamış farklı hanedanlıklardan izler görmek mümkün. Müslüman Berberiler zamanında Krallık mezarlığı olarak kullanılmış alandaki 12. yüzyıl tarihli cami kalıntısı ve zellige tekniği ile yapılmış mozaikler görülebilir. Kale, 1755 Lizbon depremi ile yıkılmış ve terkedilmiş. Giriş ücreti 10 Dirhem.

Rabat Chellah bölgesi giriş kapısı

Rabat Chellah bölgesi giriş kapısı

Rabat kenti ilerleyen yüzyıllarda önemini yitirmiş olsa da, Fransız işgalinden sonra tekrar merkez yapılmış, modern bir şekilde yeniden imar edilmiş ve hızla gelişmiş. Bugün Fas’ın en kalabalık ve pahalı kentleri arasında sayılıyor. Başkentte çalışan insanlar, uygun ev bulamayıp şehre birkaç saat mesafedeki küçük yerleşim yerlerinde yaşamayı tercih edebiliyorlar.

Fas’da Cuma günleri resmi tatil olduğu için kamu kurumları ve turistik esnaf dükkanları genellikle kapalı. Bakanlık binalarının bulunduğu caddelerde panoramik bir tur yapıyor ve eski başkent Meknes’e doğru devam ediyoruz. Sıcaklık 18 derece.

Şehirler arası karayolunda, şehir girişlerinde ve çıkışlarında polis noktaları oluyor. Bu noktalardan geçerken kamera ve kayıt cihazlarınızı kullanmamanızı öneririm. Rehberin anlattığına göre, geçmişte bir turist kafilesi bu nedenle sorgulanmış ve evrak işlerinin uzaması sebebi ile az kalsın uçaklarını kaçıracaklarmış.

Meknes El Hadim Meydanı

Meknes El Hadim Meydanı

Meknes, ortaçağda Fas ve İspanya topraklarında hakimiyet kurmuş Berberi asıllı Murabıtlar hanedanı tarafından askeri bir üs olarak kurulmuş. 17. yüzyıl başında şu an iktidarda olan Alevi Hanedanı’nın kurucusu Molla İsmail tarafından yeniden inşa edilerek başkent ilan edilmiş. Sultan, o güne kadarki en güzel sarayın Meknes’de yapılmasını istemiş ve inşaatında çalıştırılmak üzere Avrupa’dan köle getirtmiş. Saray henüz tamamlanmadan, 1755’de Portekiz’deki meydana gelen büyük deprem ile her şey yerle bir olmuş ve başkent bugünkü adresine, Rabat’a taşınmış.

Bitmeyen saraydan günümüze ulaşmış ve Fas’ın en güzel kapısı olarak nam salmış “Bab El Mansour” Kapısı görülmeye değer. Kapının tam karşısındaki “El Hadim” Meydanı, adeta Marakeş’deki El Fna meydanının küçük bir kopyası. Akrobatlar, yılan terbiyecileri, falcılar, seyyar satıcılar hepsi bu meydanda.

İlk günün yol yorgunluğu ile, gün batımına kadar Unesco Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Meknes’in tarihi medinasının dar sokaklarında, çarşısında kayboluyor ve meydanındaki karmaşayı seyrediyoruz. Yeşil minaresini meydandan rahatça görebildiğimiz, şehrin ilk kurucusu Murabıtlar döneminden miras, 11. yüzyıl mirası Büyük Cami’ye gitmek istiyoruz ama dar sokaklar arasından çıkıp yolumuzu bulamıyor ve meydana geri dönüyoruz. Böylece, caminin karşısında kalan 1358 tarihli Madrasa Bou Inania Medresesi’ni de görememiş oluyoruz (Muvahhidler dönemi)

Meknes’de görülmeye değer, kente altın çağını yaşatmış Kral Molla İsmail’in anıt mezarını, uzun süredir restorasyonda olduğunu duyduğumuz için pas geçiyoruz.

On gün süren Fas rotamızın neticesinde edindiğim deneyime göre, diğer Fas medinalarında (tarihi kent) olduğu gibi, Meknes’i güzelce gezmek ve kısa sürede çok şey görmek istiyorsanız yanınıza detaylı bir harita almayı ihmal etmemenizi önerebilirim. Tabelalar genellikle Fransızca ve Arapça olduğu, halk pek İngilizce konuşmadığı için dersinizi önceden çalışmakta fayda var!

Bu akşam Fes‘de konaklayacağız. Yol boyunca o kadar yeşil tarlalardan ve zeytinliklerden geçiyoruz ki, çöl hayali ile geldiğimiz Fas’da ağzım açık kalıyor! Bir kaç gün boyunca, Atlas Dağları’na ulaşana kadar tüm karayolculuklarımız bahar yağmurları ile yeşermiş tarlalardan ve kilometrelerce uzanan zeytinlikler arasından geçecek.

 

 

06.04.2018