THY 07:55 uçağı ile 3,5 saatlik bir uçuş sonrası, zamanı bir saat geri alarak Amsterdam’da güzel bir bahar sabahına Amsterdam’da başlamak ne kadar da güzel! Schiphol Havalimanı’na bu ikinci gelişim ama ilk seferden daha heyecanlı hissediyorum. 

Körükten çıkmadan pasaport türüne göre ayrılmış bir kaç polis ile karşılaşıyorum. Pasaportumu Avrupa Birliği vatandaşı olmayan yolcularla ilgilenen polis memuruna verdikten sonra şu sorular geliyor: İngilizce biliyor musunuz? Hollanda’da ne kadar süre kalacaksınız? Niçin geldiniz? Burada bir aileniz var mı? Yalnız mısınız?

Gördüğüm diğer uluslararası havalimanlarında uçaktan iner inmez bir polis kontrolü yapıldığını hatırlamıyorum.

Piste bakan pencere tarafında doğa fotoğrafları ve koridor boyunca sıralanmış hoparlörlerden yükselen kuş sesleri eşliğinde uzun bir koridor boyunca yürüyorum. Diğer büyük havalimanlarından farklı olarak bu binada iç ve dış hat meydanları ortak. Kalabalığa karışıp ülkeye giriş yapacağınız gümrük gişesini kaçırırsanız aynı koridoru geri yürümek durumunda kalabilirsiniz. 

Gümrük memurunun benzer sorularına tekrar yanıt verdikten sonra kaşelenmiş pasaportum ile kapıdan dışarı çıkıyorum. Şehir merkezine tren ile gidebilirsiniz.

Amsterdam şehir merkezine ulaşım ve toplu taşıma:

Sarı makinalarda tren bileti almam gerekiyor. Kredi kartım hata verdiği için danışma gişesinden bilet alıyorum. Bu hizmet karşılığı bilet ücreti 50 cent yükseliyor.

Şehirde kalacağım süre içinde “All-in-one” şeklinde ifade edilen ve sınırsız toplu taşıma kullanımına imkan veren kartlardan kullanmak istiyorum. Schiphol Havalimanı’nda satılan kartlar en fazla 96 saat geçerli; 120 saat ve üstü süreler için Merkez İstasyon’daki danışma ofisine sormam gerekiyor. 24 saat geçerli bilet ücreti 7 euro. Schiphol Havalimanı – şehir merkezi gidiş dönüş bileti 7,90 euro. 

Amsterdam’da beş gün kalacağım için havalimanına gidiş-dönüş bileti ve 120 saat süreli sınırsız ulaşım kartı alıyorum (nakit 24 euro, kredi kartı ile 25 euro). Amsterdam esasen yürümek veya bisiklet kullanmak için çok uygun, düz ayak bir şehir. Daha önce geldiğim Ocak ayının ayazını ve gün içinde şehrin farklı noktalarına kısa sürede gidip gelmem gerekeceğini düşünerek tramvay kullanmayı tercih edeceğim.

Bazı duraklarda peron kapısı sadece sürücünün olduğu tarafta açılıyor ve kart basmanız gerekiyor. Geçen sefer bir kaç kez ara kapılardan binmiş ve kart okutmamıştım. Bir akşam tramvayın boş olduğu bir saatte ise sürücü beni uyarmış ve en öndeki kart makinasına kadar gidip kart okutmamı istemişti. Cezası var mıdır bilmiyorum.

İstanbulKart benzeri şehir kartları da satılıyor. Belli bir depozito karşılığı bu kartlardan edinebilir ve yükleme yaptığınız kadar kullanabilirsiniz. Bu tarz kartlarda ücret kesintisi istasyon sayısına göre belirlendiği için kartınızı kapıdan inerken tekrar okutmanız gerekiyor. Diğer durumda en uzun güzergah bedeli olarak 4 euro kesiliyor.

Sınırlı süreli kartlar ise tanımlı süresi dolduğunda geçersiz oluyor. Geçerli süre zarfında ise tramvay, otobüs veya metro seferlerinde sınırsız kullanıma izin veriyor.

Merkez İstasyon’a gitmek üzere trene biniyorum. Tren saatleri dakik ancak trenlerin gideceği yön veya son istasyon bilgilerini kontrol etmek biraz zor. Tren içinde bilet kontrolü yapan görevli pek çok turisti hatta Amsterdamlıyı bir sonraki durakta inip bir sonraki trene binmesi yönünde uyarıyor. Ben de bir sonraki durakta iniyor ve doğru trene biniyorum.

Bu tren ile kısa sürede Merkez İstasyon’a (Central Station) varıyoruz. Şehirde gideceğiniz adrese en yakın durağı önceden biliyor iseniz metro haritası üzerinde aktarma yaparak valizler ile daha kısa bir yolculuk yapmak isteyebilirsiniz.

Örneğin, otele vardığımda 197 no’lu otobüsün tam da otelin önünden geçtiğini farkediyorum. Tren bilet ücreti 3,10 euro iken, otobüs bilet ücreti 4 euro idi. Ulaşım süresi konusunda fikrim yok!

Uçaktan indikten yaklaşık bir buçuk saat sonra şehir merkezinde, Theatre District bölgesinde önceden rezervasyon yaptığım otelin kapısındayım. 

Hem şehir merkezinde olsun hem de ekonomik olsun diye hesaplayınca, güzel bir otelde olmak ile birlikte oda genişliği yaklaşık 10 metrekare ve penceresi bina boşluğuna bakıyor.

Sırt çantam ile odaya kısa sürede yerleşiyor ve kısa günü daha fazla kaçırmadan Amsterdam sokaklarında kaybolmaya çıkıyorum.

16.03.2011