Tarihi San Gimignano kasabasına en yakın Poggibonsi Garı’ndan hareket eden tren ile akşam üstü saatlerinde Floransa şehrine varıyorum. Belli ki gün boyu yağan yağmur yeni durmuş, hava puslu ve karanlık. Roma sıcağından sonra Toskana iklimi ve bana farklı geliyor. Denize kıyısı olmayan, rönesans tarihinin başkenti olmuş Floransa ilk dakikada gözüme hayli melankolik görünüyor. 

Konaklama

Konaklamak için online rezervasyon yaptığım otel Floransa Garı’na ve Santa Maria Novella Meydanı’na yürüme mesafesinde, bir aile apartmanında yer alıyor. Apartman katındaki bir kaç odayı kiralamış olan ev sahibim ailesi ile yan apartmanda yaşıyor. Sabah saatlerinde boşalan odaları temizlemek için gelen temizlikçiler diğer odalara da birer kahvaltı tepsisi bırakıyor. Tepside paket kruvasan, terayağı, çikolata ve hazır kahve var.

Odamın tavanları oldukça yüksek ve odadaki tüm eşyalar antika gibi görünüyor. Ev sahibem olan İtalyan hanım oldukça güzel İngilizce konuşuyor. Uzun boylu ve beyaz tenli. Siyah saçları ve uzun kıvırcık saçları var.

Temmuz 2011 itibari ile çoğu İtalyan belediyesi turistlerden konaklama vergisi almaya başladı. Tesisin otel/pansiyon oluşuna veya yıldız sayısına bağlı olarak değişen bir vergi miktarı misafirden nakit olarak tahsil ediyor. Uygulamanın ilk günlerine denk gelmiş olduğum için ev sahibim bana yeni uygulamayı ve belediyenin konaklama vergisi altında biriken rakamı kendilerinden nakit olarak talep ettiğini izah etmeye çalışıyor. Konaklama ücretine ilaveten, iki gece konaklayacağım için toplam 4 euro konaklama vergisi ödüyorum.

Floransa Katedrali – Santa Maria del Fiore

Eşyalarımı odaya bıraktıktan sonra kısa bir şehir turu yapıyorum. Ara sokaklardan yürüyerek devasa Floransa Katedrali önündeki meydana varıyorum. İnşaası bir asırdan uzun sürmüş katedral her adımda devleşerek büyüyor, oldukça etkileyici! Farklı mimari akımların bütünleştiği yapı, şehir silüetinin ayrılmaz bir parçası olmanın yanısıra rönenans döneminin temsili olmuş ve 42 metre çaplı devasa kubbesi dikkat çeker.

Duomo ya da Santa Maria del Fiore olarak bilinen katedral 1982 yılında Unesco Dünya Kültür Mirası listesine alınmış.

Katedral içinde hızlı bir tur atıyor ve diğer turistler gibi ben de önündeki basamaklarda oturup Piazza Del Duomo Meydanı’nı seyrediyorum. Akşam yemeği için meydanın sağ tarafında sıralanmış büfeler içinde bir tanesinden mantarlı calzone alıyorum. Oldukça lezzetli!

Ponte Vecchio, Floransa

Ponte Vecchio, Floransa

Floransa Uffizzi Sanat Galerisi

Floransa’da her turistin listesinde ilk sıralarda yer alan sanat galerisini (Galleria degli Uffizi) görmek için sabah erken saatte bilet sırasına giriyorum. Yaklaşık 45 dakika sıra bekledikten sonra saat 10:00’da ancak içeri girebiliyorum. Bilet ücreti 11 euro. Galeriyi saat 16’dan sonra ziyaret etmek isterseniz indirimli bilet alabilirsiniz. Öğleden sonra daha çok fotoğraf çekmek istediğim için öğle saatlerinde içeride olmayı tercih ediyorum. 

Klasik resim sanatı ve rönesans dönemi sanat akımlarına özel bir ilginiz yok ise bu galeriyi es geçebilirsiniz. Ben de ilk bir saat oldukça sıkılıyor, elimdeki salon haritası üzerinde mutlaka görülmeli şeklinde işaretlenmiş eserleri aramaya başlıyorum. Bir kaç salon gezdikten sonra tablolar arasında farkettiğim belirgin detaylar ilgimi çekmeye başlıyor. 

Giovanni Bellini’nin (21. Salon) ve Il Perugino (Pietro Vannucci – 9-10-14. salonlar)’nin resimleri bana ilginç geliyor. Resimlerdeki insanların tırnaklarındaki (özellikle ayak tırnakları) yansımalar, kıyafetlerindeki işleme detayları oldukça incelikli işlenmiş.

Rönesans dönemine dair gördüğüm bu sanat eserlerindeki pek çok detayın aslında sembolizm ile ilgili olduğunu düşünmeye başlıyorum. Galeriyi ziyaret etmeyi düşünüyor iseniz öncesinde bu yönde de bir araştırma yapmanızı veya tabloların detayını anlatan, çoğu turistin bir tablo başında saatlerce dinlediği sesli anlatım uygulamalarından edinmenizi önerebilirim.

Ufizzi Sanat Galerisi 1546 yılında açılmış ve bugüne kadar şehir tarihine paralel olarak pek çok enteresan olaya şahit olmuş. Ben orada iken, 2006’da başlamış restorasyon çalışması devam etmekte ve bazı salonlar ziyarete kapalı idi.

Galerinin şehri ikiye bölen Arno Nehri’ni seyreden bir köşesinde, şehrin sembol yapılarından birisi olmuş Eski Köprü’yü fotoğraflıyorum.

Michelengelo Meydanı'ndan Floransa manzarası

Michelengelo Meydanı’ndan Floransa manzarası

Arno Nehri’nin güney yakası: Eski Köprü

Arno Nehri Floransa şehrini kuzey ve güney olarak ikiye bölmekte iken katedral ve çoğu turistik adres şehrin kuzey yarısında kalıyor.

Her iki yakayı bağlayan çok sayıda taş köprüden en ünlüsü olan Ponte Vecchio (Eski Köprü) Köprüsü üzerinden defalarca geçiyor ve çeşitli açılardan fotoğraflarını çekiyorum. Şehirde uzun pozlama fotoğraf çekmek için dolaştığım gece Arno kıyısına da geliyorum. Şehrin diğer turistik meydanlarında olduğu gibi Ponte Vecchio’da da özel bir ışıklandırılma yapılmamış.

14. yüzyılı tarihli taş köprünün üzerinde kuyumcu atölyeleri sıralanıyor. Köprüde daha önce balıkçılar ve kasaplar varmış. Tüm atıkların nehre atılması neticesinde nehirde biriken kirlilik ve koku ile başedilemez olmuş ve 1593’de köprüde et satışı yasaklanmış. Dükkanlar el değiştirmiş ve kuyumculara tahsis edilmiş.

2. Dünya Savaşı sırasında nehir üzerinde sıralanan tüm köprüler bombalanırken bu taş köprü bombalanmamış tek köprü olmuş. 

Ponte Vecchio Köprüsü’nün diğer bir özelliği ise bilinen dört çarşılı köprüden biri oluşu. Bu bilgiyi Bursa Kent Müzesi‘ni gezerken öğreniyorum. Bursa Irganda Köprüsü, tarihi çarşılı köprüler içindeki en eskisi olarak biliniyor (1442). Diğer iki köprü ise yine İtalya’da olan Venedik Rialto Köprüsü ve Bulgaristan’ın Lofça kentindeki bir köprü olarak sayılıyor.

Arno Nehri’nin güney yakası: Pitti Sarayı ve Boboli Bahçeleri

Şehrin güney yakasına geçtiğinizde Pitti Sarayı (Piazza dei Pitti)’nı ziyaret edebilirsiniz. Ufizzi Sanat Galerisi bileti ile birlikte indirimli şekilde alabileceğini bir bilet ile burada sergilenen sanat eserlerini de görebilirsiniz. Medici ailesinin ardından Napolyon ve İtalyan Birliği dönemlerinde Kraliyet sarayı olarak da kullanılmış. 1919’da hakim olan İtalyan Kral tarafından halka bağışlanmış ve tarihi sarayın kapıları şehrin en geniş sanat galerisi olarak açılmış.  Sergilenen eserler arasında en büyük payı İtalyan rönesans döneminin destekçisi olmuş Medici ailesinin zengin koleksiyonunu almakta!

Şehirde, açık havada güzel bir gün geçirmek için sarayın hemen arkasında yer alan Boboli Bahçeleri (Giardino di Boboli) doğru adres olabilir. Rönesans peysaj mimarisi ile tasarlanmış bahçede gezebilir, tepenin en yüksek noktasındaki şehir terasından şehri seyredebilirsiniz. Sanat galerileri ve Boboli Bahçeleri giriş bileti için çeşitli indirim fırsatlarını bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz. 

Şehirden ayrılmadan önce, şehir manzarasını seyretmek üzere sabah erken saatlerde tekrar nehrin güney yakasına geçiyorum. Ponte Alle Grazie köprüsü üzerinden uzun bir yürüyüş ile Michelangelo Meydanı (Piazzale Michelangelo)’na çıkan tüm basamakları tırmanıyorum.

Duomo Kulesi üzerinden Floransa manzarası

Duomo Kulesi üzerinden Floransa manzarası 

Floransa Meydanları

Floransa gibi önemli ve dolu bir şehirde sadece iki gün geçirecek olduğum için çoğu zaman sadece fotoğraf çekerek yetiniyorum. Bu şehre tekrar gidecek olursam öncesinde Avrupa ekonomi tarihi, Medici ailesi ve İtalya sanat tarihi ile ilgili araştırma yapmış olmak isterim.

Piazza Della Signoria Meydanı’nda sergilenen heykellerin yanı sıra, ünlü Davut heykelinin bir kopyasını görebilirsiniz. Yaz akşamlarında ise bu meydanda çeşitli etkinlikler ve konserler düzenleniyor.

San Lorenzo Meydanı’nda Medici Şapeli ve pazar yeri var. Dışarıdan oldukça sade görünen şapel içinde Medici ailesinin iki üyesine ait anıt mezarlar yer alıyor. Diğer yandan, şapel içinde sergilenen Michelangelo heykelleri yapıyı oldukça özel ve değerli kılıyor. Pazar yerindeki tezgahlarda satılan deri eşyaların ve aksesuarların kokusu iki sokak öteden duyulabiliyor. 

Floransa çevresindeki Toskana kasabalarını da günübirlik gezip görmek isterseniz, otobüsler San Marco Meydanı’ndan hareket ediyor.

Şehirdeki ikinci günümde hava parçalı bulutlu. Bulutların dağılmasını fırsat bilip Piazza Del Duomo Meydanı’na gidiyorum. Katedralin kubbesine çıkmak ve şehri yüksekten seyretmek istiyorum.  Yarım saat kadar sıra bekledikten sonra kubbe üzerinde çok fazla turist olduğu ve bugün için ziyarete kapatıldığı duyuruluyor. Sırada bekleyen turistler ile ilgilenen polisler pek kibar değiller ve yukarı çıkmak için her türlü talebi reddediyorlar. Katedralin kubbesine çıkamıyorum.

Diğer yandan, katedralin kulesine çıkan bir kapı daha olduğunu duymuştum! Söylene söylene katedralin etrafında dolaşırken arka tarafında kalan bu kapının açık olduğunu farkediyorum. 6 euro bilet ücretini ödüyor ve söylene söylene tüm basamakları tırmanıyorum.

Kulenin en üst katındaki parmaklıklar boyumu aşıyor. Katedralin kulesi üzerinden katedralin kubbesini ve Floransa’nın göz alıcı manzarasını seyrediyorum. 

01-03.07.2011