Yağmurlu bir gecenin ardından doğan güneş ışıl ışıl parıldıyor. Saraybosna şehrinde ikinci günüm. Dün Umut Tüneli Müzesi‘ni ve Galerija 11/07/95 Sergisi’ni ziyaret ettim. Şehrin kalbinin attığı Başçarşı’da ve Ferhadija Caddesi’nde dolaştım.

Konakladığım ev ile aynı mahallede tek bir Hristiyan aile varmış. Erken saatte evde çıkıyor ve Pazar ayinine giden Hristiyanları takip ederek bira fabrikasının karşısındaki Fransisken Manastırı’na gidiyorum. Saat 8’de kilise çanları çalmaya başlıyor. Modern bir yapısı olan kilisede estetik bir unsur göremiyorum. Ben merdivenlerden aşağı inerken rahibin salona girdiğini farkediyorum. Kilisenin karşısından kalan Konak Sokak’dan Hünkar Camii’ne doğru yürüyorum. Fatih Sultan Camii olarak da bilinen mabedin tüm bölümleri restorasyon nedeni ile kapalı.

Konak Sokağı’nın tarihi Osmanlı dönemine dayanıyor. Sokağın ismi, Bosna Valisi’nin bu sokakta oturması üzerine verilmiş. Sokağın ismi, Dünya Savaşları ve soğuk savaş yıllarında değişmiş olsa da 1993’den bu yana “Ulica Konak” olarak anılıyor.

Köprüden karşıya geçiyor ve kahvaltı için Başçarşı’ya yürüyorum. Pazar sabahının erken saatlerinde henüz çoğu dükkan kapalı. Gördüğüm ilk börekçide oturuyorum. Börek veya “burek” Dalmaçya kıyılarında gezdiğim üç komşu ülkede de aynı şeyi ifade ediyor. Bol kıymalı ve soğanlı sarma böreklerin ıspanaklı ve peynirli çeşitler de var. 

Sarı Tabya tepesi :

Kahvaltıdan sonra şehri saran tepelerden vadiye doğru inen bulutları fotoğraflayabilmek için Sarı Tabya’nın kurulduğu tepeye çıkıyorum. Buradaki kalıntıların üzerine çıkabilir, içerideki kafede bir şeyler içebilirsiniz. Şehir manzarasına karşı romantik bir günbatımı seyretmek için veya sabah erken saatte fotoğraf çekmek için bu tepeye çıkmalısınız. Dik rampasını çıkarken yorulduğunuza değecektir! Mezarlık ile evler arasında kalan sokaktan çıkarsanız, etrafa bakarken artan eğimi farketmez, daha kısa sürede tepeye ulaşabilrsiniz.

Sarı Tabya'dan sabah ışığında Saraybosna manzarası

Sarı Tabya’dan sabah ışığında Saraybosna manzarası

Latin Köprüsü :

Nehir kenarında sağlı sollu sıralanmış Avusturya-Macaristan dönemi binalarını süze süze yürüyorum. Latin Köprüsü’nü tarih derslerinden hatırlayacaksınız! 1. Dünya Savaşı’nı başlatan kurşunu tetikleyen Sırp milliyetçileri bu köprü etrafında mevzilenmiş ve ilki başarısız olan teşebbüsten bir gün sonra gelen kurşunlar ile Avusturya-Macaristan veliaht Ferdinand ile eşi bu köprü çıkışında can vermiş. Tüm Dünya dengelerini yerinden oynatan 1. Dünya Savaşı hala can almaya devam ederken Sırp suikastçı yaşı reşit olmadığı için idam edilmeyerek ömür boyu hapis cezasına mahkum edilmiş ve zorlu savaş yıllarında vereme yakalanarak birkaç sene içinde hayatını kaybetmiş. Tüm dünyayı kan gölüne çeviren bir savaşı başlatan kurşununu tetikleyen genç bir milliyetçinin heykelinin, savaşın başlamasının 100. yılı etkinlikleri çerçevesinde Sırp nüfusun yoğun olduğu doğu Saraybosna’da bir parkta dikilmiş olması da bana tuhaf geldi!

Saraybosna Latin Köprüsü ve tramvay

Latin Köprüsü ve tramvay

Güzel Sanatlar Akademisi’nin önündeki modern tasarımlı köprüyü (Festina Lente Most – 2012) takip ederek tekrar çarşı tarafına geçiyor ve içeri doğru yürüyorum. Sol tarafta bir AVM (BBI Center) ve karşımda Veliki Parkı var. Sonbahar sarısına bürünmeye başlamış parkta oturup dinleniyorum. Parkın önünde bir fıskiye ve silindirik isim listeleri var. Saraybosna’da öldürülen çocuklara adanmış bu anıtta yazan isimler bizim yaşlarımızda!

Saraybosna Güzel Sanatlar Akademisi ve modern köprüsü

Saraybosna Güzel Sanatlar Akademisi ve modern köprüsü

Sonsuz Ateş ve Markale pazar yeri:

Parkın da önünden geçen Marsala Tita Caddesi (Mareşal Tito Caddesi) şehrin en işlek caddesi denebilir; tekrar şehir merkezine doğru yürüyorum. “Sonsuz Ateş”in (Vječna vatra  – Eternal Flame) yandığı Grand Oteli’nin olduğu köşede cadde ikiye bölünüyor.  Bu ateş, 2. Dünya Savaşı sırasında dört yıl süren işgalin bitmesinin ilk yıl dönümünde (1946) yakılmış ve hiç sönmemiş. Anıtın arkasındaki yazının tercümesi şu şekilde imiş: “Şanlı Yugoslav Halk Ordusu’na bağlı Bosna-Hersekli, Hırvat, Karadağlı, Sırp birliklerinin savaşçılarının ortak dökülen kanıyla ve cesaretle; Sırp, müslüman ve Hırvat vatansever Saraybosnalıların 6 Nisan 1945’teki ortak çabaları ve fedakarlıklarıyla Bosna Hersek Halk Cumhuriyeti’nin başkenti Saraybosna özgürlüğüne kavuştu. Özgürlüğünün birinci yıldönümünde, Saraybosna’nın ve vatanımızın kurtuluşunun düşmüş kahramanlarına sonsuz şan ve şükran – müteşekkir bir Saraybosna”

“Sonsuz Ateş’in olduğu yerde cadde ikiye ayrılıyor. Ferhadija Caddesi ile Başçarşı’ya kadar yürüyebilir veya trafiği takip ederek Saray Bosna güllerinin olduğu diğer bir kaldırama gelebilirsiniz (savaşın anısına şehrin en işlek kaldırımlarında kırmızı lekeler göreceksiniz). Cadde üzerindeki Markale Pazar yerini haber bültenlerinden hatırlıyor olabilirsiniz. Pazar içinde dolaşırken bir köşede tezgah yerine acımasız bir bombanın açtığı çukurun üzerinin camekân ile örtüldüğünü ve duvarda da bu bombalı saldırılar sırasında hayatını kaybetmiş insanların isimlerinin yazdığını görüyorum. Pazardan aldığım bir kase böğürtleni yiyerek Başçarşı’ya kadar yürüyorum.

Bombalı bir saldırı ile yerle bir edilmiş Markale pazar yerinde bugün hayat devam ediyor - Saraybosna

Bombalı bir saldırı ile yerle bir edilmiş Markale pazar yerinde bugün hayat devam ediyor

Öğle yemeği için 80’li yılların başında Galatasaray’da gol kralı olmuş Boşnak futbolcunun işlettiği restorana gidiyor ve Çevapi yiyorum. Misafirler arasında Beşiktaş takımı da var ve sokaktaki turistlerin de iştiraki ile Türk Futbol ligi derinlemesine tartışılmakta. Restoran Ferhadija Caddesi üzerinde, tam da doğu ile batının birleştiği köşede. Tercihim ilk gün yediğim köfteden yana!

Pazar günü kalabalığında sokaklarda daha çok Türkçe duyup Başçarşı’nın taş sokaklarını da bizim mahalle aralarına benzetince yemeğin üstüne demli bir çay içmeden de olmuyor tabi. Başçarşı sokaklardan penceresine “demleme Türk çayı bulunur” yazılı pek çok kahve görebilirsiniz.

Ferhadija Ulica (Ferhadija Caddesi) :

Sonsuz Ateş anıtı ile Başçarşı arasında kalan, araç trafiğine kapalı Ferhadija Ulica oldukça keyifli ve hareketli bir cadde. Avusturya-Macaristan dönemi mimarisi etkisinde kalmış cadde boyunca mağazalar ve şık kafeler var.

Tarihi 16. yüzyıla gerileyen ünlü cadde bugünkü ismini komşu mahallesinde bir cami yaptıran Bosna Sancak beyi Ferhad bey’den almış. Dünya Savaşları dönemlerinde ismi değiştirilse de 1993 sonrasında tekrar orijinal adı ile anılmaya başlamış.

Hal binası da bu cadde üzerinde. İçerisi gayet düzenli. Şehrin çelik kiriş tavanlı ilk binası olma özelliğine sahip binanın tarihi 1895. Savaş sona erdikten sonra binanın yan tarafına saklanmış bir fişeğin patlaması ile vefatlar olmuş ve bununla ilgili ve 1995’de yapılan restorasyonda binanın yan duvarına bu acı olay ile ilgili de bir plaka asılmış.

Çocukluğumdaki tadı koruyan pastırma ve sucuklar uygun fiyatlı olmalarına ve vakumlu paketleniyor olmalarına karşın aklımda kalıyor ama eve dönene kadar önümde dokuz gün, değişen hava şartları da olacağını düşününce çarşıdan elim boş çıkıyorum.

Katedral’in önünden şehrin diğer bir hareketli caddesi Zelenih Beretski’ye geçiyorum. Cadde üzerinde ve paralel sokaklarda pazar öğleden sonrası ve gece gezmeleri için pek çok mekan bulabilirsiniz.

Saraybosna Ortodoks Kilisesi

Saraybosna Ortodoks Kilisesi

Aşırı milliyetçilik ve inanç farklılığı öne sürülerek tetiklenmiş savaşlardan ve acılardan sonra bir (Sırp) Ortodoks Kilisesi’ni ziyaret etmek bana biraz zor geliyor. Sonra dün ziyaret ettiğim Galerija 11/07/95 sergisinde görevli hanımın sözü aklıma geliyor ve içeri giriyorum. İkonaları, kürsüsü ve gösterişli işlemeleri ile tipik ve estetik bir Ortodoks kilisesi.

Çok Kültürlü Adam Heykeli :

Kilisenin önünde hareketli bir meydan var. Hafta sonu boyunca burada bir kitap sergisi vardı. Stantların belirli bir konsepti var mıydı bilmiyorum ama İslam ile ilgili kitaplar ve çocuk kitapları dikkatimi çekti. Oslobodenja Meydanı (Trg)’nın ortasındaki Çok Kültürlü Adam heykelinin fotoğrafını çekmeye çalışırken stantlar arasında kendime yer ararken heykeli tam da karşıdan gören Ahmet ile muhabbet ediyoruz. O da fotoğraf çekiyormuş ve bir kez de İstanbul’a gelmiş. Ayrılırken, elimde makine sokaklarda gezerken dikkatli olmamı tembihliyor, dilencilere ve yankesicilere rastlayabilirmişim. Rastlamadım.

Bu meydanın zemininde bir de satranç tahtası çizili imiş. Muhtemelen stantlar arasında kaldığından göremedim.

Çok Kültürlü Adam Heykeli - Saraybosna

Çok Kültürlü Adam Heykeli

Morica Han’da kahve molası :

Meydandan caddenin karşısına geçiyor ve merdivenlerden yukarı mahalleye çıkıyorum. Karşıma çıkan ilk binanın üzerinde Olimpiyat Müzesi yazıyor. Sokak boyunca yılların yorgunluğuna ve savaş yaralarına direnen çok estetik eski evler var. Yokuş dikleşmeye başlayınca bir sonraki sokaktan tekrar Başçarşı’ya doğru iniyorum. İkindi kahvesi için adres Morica Han. Bursa Koza Han’a benzetiyorum. Güzel bir Boşnak kahvesi içip biraz soluklandıktan sonra eşyalarımı toplamak üzere konakladığım evin yolunu tutuyorum.

Morica Han'da Boşnak kahvesi molası - Saraybosna

Morica Han’da Boşnak kahvesi molası

Saraybosna’da tramvay ve tren ile Mostar’a seyahat :

Saraybosna’dan Mostar’a otobüs veya tren ile gidebilirsiniz. Tren ile gitmeyi tercih ediyorum. Saraybosna-Mostar arasındaki tren yolunun manzarası çok keyifli olduğu anlatılır. Akşam karanlığında pek bir şey göremedim maalesef.

Tren 19:10’da hareket edecek. Ben henüz bilet almadığım için gara yarım saat kadar erken gitmek istiyorum. Otogar ve gar binaları yanyana konumlanmış. Şehir merkezinden 1 numaralı tramvay ile 10 dakika içinde her ikisine de ulaşabilirsiniz. Tramvay biletini duraktaki büfeden 1,6 KM’ye aldım. Ilıca bölgesine kadar giden 3 numaralı sefer beş dakikada bir gelirken 1 numaralı sefer için 25 dakika kadar durakta bekledim. 

Beklemek istemez iseniz, 3 numaralı tramvay ile ABD Konsolosluğu önündeki aktarma durağına kadar gidip oradan 10 dakika kadar yürüyebilir (toplam 15 dakika) veya taksi ile 5 dakikada gidebilirsiniz (taksi ücreti 8-9 KM). Farklı bir blogda, şehir merkezinden otogara yürüyerek yarım saatte gidebildiği yazıyor idi.

Saraybosna Olimpiyat Müzesi

Saraybosna Olimpiyat Müzesi

Nehir kenarından bindiğim bu tramvay aynı zamanda Avrupa’nın ilk tramvayı olarak anılıyor. Saraybosna’da dört asır süren Osmanlı hakimiyeti sonrası 1878’de Avusturya-Macaristan iktidarlığına geçen şehirde yeni yönetim çeşitli projeler uygulamış. 

Bu yenilikçi projelerin Avusturya halkı tarafında kabul edilmeme riskine karşın, deneme yapılarak nabız yoklanabilmesi için öncelik doğrudan merkeze baplı diğer bir şehir olan Saraybosna’ya verilmiş. İlkin şehir elektrik ile aydınlatılmış ve daha sonra ulaşım için tramvay telleri döşenmiş.

1885 Kasım ayında Saraybosna’da ilk tramvay seferi yapılmış. Tramvay, Ferhadija Caddesi’nden tren istasyonuna kadar yaklaşık 3 km uzunluğundaki mesafeyi 13 dakikada gitmiş. Tramvayı çeken atlar, son durağa gelince Dingo’nun ahırında dinlenmeye çekiliyor ve tramvayın diğer tarafına dinlenmiş bir at koşulup ters yöne hareket ediliyormuş. 1895’de ise projenin ikinci adımı olarak elektrikli tramvaylar çalışmaya başlamış. Ancak bu sefer halk çekimser kalmış ve uzun süre bu medeniyet icadını kullanmak istememiş.,

Sarajevo – Capljina seferi için tren bileti ücreti 10,9 KM ve Mostar Tren İstasyonu’na varış saati 21:32.

– – o – –

Saraybosna’da geçirdiğim dolu dolu iki günün ardında aklıma kalan tek adres Ciglane Mahallesi oluyor. Sosyalist Yugoslavya döneminde inşa edilmiş bu mahallede dönem mimarisine uygun apartmanlar ve asansör varmış.

24.08.2014