Ana sayfa » Gelidonya Feneri
Tepeden Gelidonya Feneri ve Beş Adalar manzarası

Gelidonya Feneri

Bugün Gelidonya Feneri ve Beş Adalar manzarası ile tanınır bir rota yürüyoruz. Yaklaşık 32bin hektarlık ormanlık bölge Beydağları Sahil Milli Parkı koruması altında. Karaöz’den Adrasan sahiline kadar işaretlenmiş yürüyüş patikası yaklaşık 15 km sürüyor. Biz bugün Karaöz sahilini pas geçiyor ve tepeye tırmanış patikasına kadar araç ile geliyoruz. Toplam 2 km tırmandıktan sonra muhteşem bir manzara ile karşılaşmayı bekliyoruz!

Gelidonya veya Taşlık Burnu olarak bilinen tepe, Likya Yolu yürüyüş parkurunun da en keyifli etapları arasında sayılıyor. Yüksek ağaçlar arasında dar ve taşlık bir patikadan tırmanıyoruz. Yürüyüş boyunca genellikle gölge de kalsak da Ekim ayının son günlerinde bile oldukça sıcak ve yorucu olabiliyor. Milli Parklar idaresinin bilgi panosuna göre tepe 410 metre rakımlı ve 15 km’nin tümünü yürümek isterseniz tek yön 8-9 saat sürmekte imiş.

Gelidonya Feneri'ne tırmanan Likya yürüyüş patikası ayrımı - 2 KM
Gelidonya Feneri’ne tırmanan Likya yürüyüş patikası ayrımı – 2 KM

Beydağları Sahil Milli Parkı – yaban hayatı

Milli Park florası ve endemik canlıları hakkındaki bilgilendirme panosu ilgimi çekiyor. Batı Akdeniz kamp rotamız boyunca çok güzel ormanlar ve çeşitli yabani bitkiler gördük. Bunları tanıyabilmeyi, ayırt edebilmeyi çok isterdim. Yabani bitkileri, otları ve çiçekleri tanıtan, temel özellikleri ile sınıflarını ayırt etmeyi öğrenebileceğim bir başlangıç kitabı öneriniz var mıdır?

Tabelada yazdığına göre, Beydağları kıyı bölgelerinde kızılçam yaygın iken yükseldikçe karaçam ve sedir ağaçlarını görebiliriz. Milli Park sınırları içinde 865’e yakın bitki türü bulunmakta olup bunların 22 tanesi bölgeye özgü, endemik bitki türleri  imiş. Panoda,  Likya safranı (crocus cancellatus) Yalı şincarı (onosma strigosissima) Çıralı sığır kuyruğu (verbascun spodiotrichum) ve dişli cavlak (ricotia carnosula) fotoğraflarına yer verilmiş.

Beydağlarında ve eteklerinde yabani hayvanlar da görebiliriz. Yaban keçisi, şah kartal, vaşak, sincap, oklu kirpi, karakulak, kurt ve tilki gibi yabani hayvanlar da yaşamakta imiş. Milli Park sahasında yaşayan ender türler belirlenmiş ve 3 endemik kelebek türü bulunmuş Türkiye’de bulunan 465 kuş türünün 72 tanesine rastlanmış. Anadolu sincabı (sciurus anomaius) yaban keçisi (capra asgagrus)  Likya semenderi (lyciasalamandra irfani) ve deniz kaplumbağasını (caretta caretta) milli park bünyesinde korunan önemli türler arasında sayılıyor. Deniz kaplumbağalarının yumurta bıraktığı Tekirova Çıralı sahili özel koruma alanı olarak belirlenmiş.

Beş Adalar

Öğle sıcağına denk gelen tırmanış bizi biraz yoruyor. İki km sonunda seyir terasına oturup ayaklarımı sallıyor ve beş adalar manzarasını seyrediyorum. Beş Adalar esasen dağların deniz altında kalan uzantısı imiş. Günümüzde bu adalarda yerleşme bulunmuyor ancak tarihte var mıydı, pek sanmıyorum. Bölgedeki su altı yaşamının ise renkli olduğu söyleniyor. Dalgıçlar ve sünger avcıları tarafından tercih ediliyor.  Adalar çevresi, denizdeki ters akıntı nedeni ile tehlikeli olarak da biliniyor. Antik dönemde burada pek çok gemi batmış.

Gelidonya burnunun ev sahipliği yaptığı bir batık  MÖ 1200 yıllarına tarihlenmiş. Yaklaşık 27 metre derindeki batığın yeri 1954’de belirlenmiş. Arkeolojik çalışmalar ise 1960 yılında başlamış.

Tepeden Gelidonya Feneri ve Beş Adalar manzarası
Tepeden Gelidonya Feneri ve Beş Adalar manzarası

Gelidonya Feneri ve konaklama

Pamfilya Denizi’ni seyreden meşhur fener, 1930’lu yıllarda Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü tarafından inşa edilmiş. Görebildiğim kadarı ile kapısı kapalı idi ve turizme açık bir daveti bulunmuyor.

Tepede herhangi bir tesis veya çadır kurmak için geniş düzlükler yok. Orada rastladığımız ve sohbet ettiğimiz görevliler seyir terasında çadır kuranlar olduğunu söyledi. Maalesef çoğu kişinin çevreye özen göstermediğini ve kısa süre önce bir yangın tehlikesi anlattıklarından bahsettiler. Ahşap teras üzerine dikkatsizce bırakılan sıcak metal kap bir köşeyi tutuşturmuş. Seyir terasına oturmuş manzarayı seyrederken köşedeki ateş izlerini görebiliyorum.

Gelidonya Feneri’ni geçtikten sonra Adrasan sahiline doğru yürümeye devam ederseniz, son yıllarda bilinirliği artmış olan Suluada plajını da görebilirsiniz.

Güneşli bir hafta sonu gününde Gelidonya Feneri’ni ziyaretçisi eksik olmuyor.  Daha fazla kalabalığa ve sıcağa kalmadan tırmandığımız rotadan Karaöz yönüne geri yürüyoruz.

Ana yol üzerindeki sapaklardan Adrasan veya Olimpos sahillerine inilebilir. Bu güzergah üzerinde işleyen Kumluca minibüsleri ile sapaklara kadar gelmek mümkün. Yaz sezonu boyunca ana yoldan sahile kadar inen ek minibüs veya taksi seferleri de oluyor. Hafta sonu kalabalığında bu iki güzel sahili ve Olympos Antik kenti ziyaretini bir sonraki seyahatimize bırakıyoruz. Tahtalı Dağ’ın eteklerinde sürerken yıllar önce gezdiğim Kemer yaylalarını hatırlamadan geçemiyorum. İlk fırsatta Tahtalı eteklerinde ve Kemer yaylalarında kamp kurmalıyız!

Tekirova sapağından merkeze doğru ilerliyoruz. İlçenin ferah bir girişi ve geniş bir caddesi var. Öğle yemeğini, çarşıda hafta sonu açık bulduğumuz bir esnaf lokantasında yemek yiyoruz.

Bugünkü son durağımız Phaselis Antik Kenti olacak. Sonrasında da uygun bir kamp yeri bulmaya çalışacağız.

28.10.2021

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir