Güney Ege’de yaklaşık bir hafta sürecek kamp rotamızda mümkün oldukça İç Karia rotasını takip ediyor ve uygun bulduğumuz yerlerde kamp kuruyoruz. Rotamızın ikinci gününü çoğunlukla Milas’da geçirdik. Güneşin yatışmaya başladığı saatlerde, deniz seviyesinden 90 metre yüksekte olan Milas Ovası’ndan ayrılıyor ve yaklaşık 14 km mesafedeki Labraunda Kutsal Alanı’nı ziyaret etmek üzere yükselmeye başlıyoruz.

Kutsal alana aracınız veya köyler arası toplu taşıma imkanları ile kolayca ulaşabilirsiniz. Kutsal alanın bulunduğu bu yüksek bölge vakti ile Kocayayla olarak anılırmış (rakım: 700 metre). Günümüzde ise, yol boyunca tepesi kesilmiş tozlu dağlar, taş ocağı (feldspat) tabelaları ve Karpuzlu yönünde gün boyu aralıksız işleyen hafriyat kamyonları göreceksiniz. Özellikle virajlarda dikkatli olmanızı öneririm.

Labraunda Kutsal Alanı girişinde bizi karşılayan müze görevlisi ören yerini gezerken bize rehberlik ediyor ve çeşitli bilgiler veriyor. Temel yapılar önündeki bilgilendirme panoları da detaylı hazırlanmış.

Ağustos ayını bitirmek üzere iken, gün içinde 40 dereceyi aşan hava sıcaklığı bizi oldukça zorluyor. Birkaç yapıyı gördükten sonra tüm rotayı tamamlayamadan ikinci avluda mola veriyoruz. Kocayayla’nın yükseklerine doğru devam eden patikayı izlemek yerine tapınak önündeki zeytin ağaçlarının gölgesinde bir süre dinleniyor ve rehberimiz abi ile sohbet ediyoruz.

Hayal ettiğim fotoğrafları çekebilmek ve Kocayayla’dan Milas’ı seyredebilmek için belki bir gün yolumuz tekrar Labraunda’ya düşer!

Kutsal alanı ziyaret ederken gördüklerinizi anlamlandırabilmek ve hayal gücünüzü genişletmek adına yola çıkmadan önce kazı ekibinin önerdiği gezi güzergahına göz atmanızı öneririm.

Mylasa’dan başlayan kutsal yolu takip ederek Laubranda Kutsal Alanı’na ulaştık. Farkı yönlerden gelerek burada buluşan antik yolu takip ederek diğer büyük Karya şehirlerine, Alinda veya Heraklia antik kentlerine varabilirsiniz.

Oikoi binası (iki odalı yapı)

IΔPIEYΣ EKATOMNΩ MYΛAΣEYΣ ANEΘHKE TOYΣ OIKOYΣ ΔII ΛAMBPAYNΔΩI
Mylasalı, Hekatomnos oğlu İdrieus, Oikoi binasını Zeus Lambraundos’a ithaf etti.

Kutsal alanın önemi nedir?

Çevresine hakim bir coğrafyada inşa edilmiş Labraunda (veya Labranda), Karyalıların en büyük tanrısı olan Zeus veya yerel ismi ile Zeus Labraundos ile anılıyor. Karyalıların hac ve dini ritüeller için toplandığı merkezi bir konum olarak biliniyor. Kimi kaynaklarda kehanet merkezi olarak da bahsediliyor. Burada yaşayan kahinler, balıklı havuzdaki balıkların elden yem yiyip yememesi veya hareket yönlerine göre savaşmak veya barışmak gibi kehanetlerde bulunuyormuş.

Zeus Labraundos’un sembolü olan çift ağızlı balta motifini ilk başkent Mylasa (bugünkü Milas)’da Baltalı Kapı üzerinde gördük ve buradan başlayan yol boyunca pek çok yerde göreceğiz. Çift ağızlı baltayla ilişkilendirilmiş bu tanrı kültünün geçmişi ise çok daha eskiye, yine Anadolu’ya ve Hitit Gök Tanrısı Tarhunt’a dayanıyor.

Labraunda’ya dair hikayenin yarık bir kaya ile başladığına inanılıyor. Efsaneye göre; “Gök Tanrısı labrysini (çift yüzlü balta) fırlattı ve bu kayayı ikiye yardı. Bunun sonunca kayanın altından su kaynağı ortaya çıktı ve Mylasa’ya hayat verdi!”

Su kaynağı bugün hala pek çok noktada akıyor ve içilebiliyor. Hatta, bu kutsallığına inanılan Labranda kaynak suyu Milas Belediyesi tarafından şişeleniyor ve satılıyor.

Labraunda Çeşme yapısı ve Andron B (Selamlık) binası

MAYΣΣOΛΛOΣ EKATOMNΩ ANEΘHKE TON ANΔPΩNA KAI TA ENEONTA ΔII ΛAMBPAYNΔΩI
Hekatomnos oğlu Maussollos, andronu ve içindeki her şeyi Zeus Lambraundos’a verdi.

Labraunda yapıları

Araştırmalara göre elinde yıldırım yerine çift yüzlü balta taşıyan Zeus Labraundos inancına ait ilk bulgular MÖ. 7 yüzyıla tarihlenmiş. Labrandalı Zeus kültünün asırlarca yaşatıldığı topraklarda, bugün gördüğümüz anıtsal yapılar ise MÖ 4. yüzyılın izlerini taşıyor. Karyalıların önderi ve aynı zamanda Pers satrabı olan Hekatomnid ailesi döneminde yapıldığı düşünülüyor. Hatta, bölgenin doğal ve mistik zenginliği ile iç içe inşa edilmiş gösterişli yapıların ve yemek salonlarının aile tarafından siyasi bir propaganda aracı olarak kullanıldığı yorumlanıyor!

Kral Mausolos ve ardından gelen kardeşi Kral İdrieus döneminde genişletilmiş kutsal alanda teraslar, istinat duvarları ve başkente (Milas) giden taş döşeli bir yol inşa edilmiş. Ardından, şölenler için andron salonları ve stoa yapıları gelmiş. Bu yapıları süsleyen tonlarca ağırlığındaki mermer bloklar taş döşeli yolda çalışan kızaklar üzerinden yukarıya çıkarılmış.

Rivayet öyle ki, Mausolos Karyalılar arasında pek de sevilen bir lider değilmiş. Başkenti Mylasa’dan Halikarnassos’a (Bodrum) taşımış olması, dağınık şehirlerde yaşayan halkı başkente toplaması, gösterişli imar faaliyetlerini finanse etmek üzere artan vergi yükü halkta hoşnutsuzluk yaratmış. Bugüne kadar tercüme edilebilmiş yazıtlara göre, krala karşı dört kez suikast düzenlenmiş ve hatta bir tanesi de MÖ 355 yılında Labraunda’daki yıllık kurban şenlikleri sırasında olmuş. Gel gör ki katil namzeti kıskıvrak yakalanmış ve destekçisinin tüm mal varlığına el konulmuş.

Vakti ile binlerce kişinin kutsal yolu yürüdüğü ve her yıl Zeus onuruna düzenlenen kurban şenliklerine katılmak için bu hac yerinde toplandığı düşünülüyor. Alanda yaşayan rahiplerin konaklama alanları dışında yakın çevrede herhangi bir şehir izine rastlanmamış. 

Bölge, Karyalılar sonrasında da önemini korumuş. Ören yerinde erken Hristiyan dönemi mirası vaftizhane, iki kilise kalıntısı ve Roma dönemi hamamları görebilirsiniz. Kutsal kaynak suyunun çıktığı pınar ve çevresindeki çeşmeler, diğer kentlere ulaşımı sağlayan kutsal yol, tepedeki kale, surlar, kuleler ve diğer tüm yapılar kazı ekibinin hazırladığı sayfada detaylı olarak anlatılmış.

28.08.2019