Bugünün ilk yarısında British Museum salonlarını gezeceğim. Müzenin ismi adeta tüm dünyada markalaşmış olduğu için Türkçe bir karşılığı var mı bilemiyorum.

Londra, daha önce gördüğüm Orta Avrupa veya Akdeniz başkentlerinden farklı ve büyük bir şehir. Hem tarih ile iç içe hem de modern, her renge, her dile, her fikre açık ufak bir dünya gibi!

Londra’daki çoğu Kraliyet ailesinin himayesinde ve resmi olarak giriş ücreti istenmiyor. Bu müzelerde gezerken salonlarda göreceğiniz bağış kutularına bağış yapabilirsiniz veya hiç bir bilet ücreti ödemeden saatlerce gezebilirsiniz.

Müze girişinde x-ray cihazı veya çanta araması yok. Bilet sırası yok. Fotoğraf makinanız ile istediğiniz gibi elde çekim yapabilirsiniz. Öyle ki, sadece yağmurdan kaçmak veya bir kahve içmek için bile pek çok dünya mirasına ev sahipliği yapan bu müzeye gelebilirsiniz.

Müze girişinde alabileceğiniz broşürlerde kat planlarını, bir kaç saatlik bir gezi programında muhakkak görmeniz önerilen salonları ve eserleri işaretlenmiş olarak bulabilirsiniz. Daha detaylı bir gezi yapabilmek için sesli anlatım yapan sesli rehber kulaklıklardan kiralayabilir veya belirli saatlerde düzenlenen rehberli turların programını araştırabilirsiniz.

Gözlerim Halikarnas mavisi ile boyanmış salonu arıyor!

Halikarnas balıkçısı lakaplı şair Cevat Şakir, Kraliçe’ye bir mektup yazar ve “Halikarnas Mozolesi’nin güzelliği ve yeri, Bodrum’un mavi göğü ve parlayan ışıkları altındadır.  British Museum müzesinin karanlık salonlarına yakışmamakta, bu nedenle geri getirilmeli, yerine konmalıdır.” der. Müze müdürü ise bu mektubu beklenmedik bir şekilde yanıtlar: “Hakikaten böyle bir sanat şaheserinin masmavi bir gök ve ışık altında daha da kıymet kazanacağı kararını verdik. Bu nedenle Halikarnas Mozolesi’nin bulunduğu salonun duvarlarını maviye boyatıyor ve ilave projektörlerle aydınlatıyoruz!” (Kaynak:  Hatice Orman’ın “Merhaba Halikarnas Balıkçısı” adlı kitabı).

 

Halikarnas Mozolesi Kraliçe Artemisian tarafından Karya Kralı Mausoleion adına yaptırılmış, devasa ölçülerde bir anıt mezardır. Depremlerde yıkılmış ve kalıntılarının bir bölümü Bodrum Kalesi’nin inşasında kullanılmış. Dünyanın yedi harikası arasında sayılan antik yapı bölgesinde yapılan kazılarda bulunan heykeller ve kabartmalar British Museum koleksiyonunda sergilenmekte.

Antik Yunan dönemi eserlerine ayrılmış salona gidiyorum. Geniş salonun bir köşesi, salondan farklı olarak mavi renge boyalı. Galeri bugün ziyarete kapalı imiş. Halikarnas Mozolesi’ni göremeden müze gezime devam ediyorum.

Londra British Museum

Londra British Museum – “Halikarnas Mavisi” ile boyalı galeri

Heykeller arasında dolaşan, ellerindeki ödev kağıtlarındaki soruları kendi aralarında tartışan, not alan veya heykellerin karşısına oturmuş kara kalem eskiz çizen pek çok genç, öğrenci görüyorum.

Toplam üç saat gezebildiğim müzede geçtiğim her yeni salonda yeni bir şey görüyor, yeni bir şey öğreniyorum. Anadolulu, bereketi ve doğurganlığı temsil eden Hitit Tanrıçası her ne kadar tombul tasarlanmış ise aynı dönemde Mezopotamya’nın mitolojik tanrıçaları bir o kadar ince belli tasvir edilmiş.

Ne var ki, kadın her çağda ve her toprakta kadın. Antik çağlarda boncuklarla başlayan mücevherat merakı devrin zenginliğine göre gümüşler, altınlar ve en sonunda sömürgecilik ile elde edilen elmaslar ile beslenmiş.

Londra British Museum

Londra British Museum

54. Salon “Antik Türkiye” için ayrılmış. Diğer salonlar yanında küçük kalan bu odada Van Gölü ve Ağrı Dağı çevresinde büyük bir medeniyet kurmuş Urartular ve Güneydoğu Anadolu’daki bazı kazı çalışmaları hakkında sınırlı bilgiler verilmiş.

Meydandaki kütüphane salonunun etrafında müze satış ofislerini görüyorum. Sergilenen İznik çinisi desenli aksesuarlar ve İznik çiniciliğini anlatan kitaplar ilgimi çekiyor.

Elimdeki müze haritası ile farklı salonlar arasında kaybolduktan sonra dönemsel sergilerin yer aldığı salona doğru yöneliyorum. Kraliçe’nin 60. Elmas yılı etkinlikleri arasında ücretsiz olarak düzenlenen “The horse: from Arabia to Royal Ascot” sergisinde fotoğraf çekimine izin verilmiyor. Sergide Osmanlı sultanlarının at üstünde çizilmiş gravürleri de yer alıyor.

At üzerine Pers, Arap, Türk-Osmanlı ve İngiliz tarihlerinde verilmiş önem, kutsal kitaplarda verilen değer çeşitli müzelerden getirilmiş eserler ile bir arada sergileniyor.

MÖ 5. yüzyılda yaşamış tarihçi Heredot’dan alıntılanmış bir sözü not ediyorum: “Persler, oğulları beş ila yirmi yaşlarında iken onlara sadece üç şey öğretirlermiş: Ata binmek, ok atmak ve doğruyu konuşmak.”

26.09.2012