İstanbul’dan günün ilk uçağı ile Van’a ulaşıyoruz. Uçak biletini aldıktan sonra CarWan firmasından internet üzerinden kiraladığımız araç ile henüz kahvaltı saatinde Edremit sahiline varmış oluyoruz. 

Yörede kahvaltı sofraları meşhur olunca yola çıkmadan önce internet üzerinde kısa bir araştırma yapmıştım. Okuduğum yorumlar ışığında tercih ettiğimiz Van Kahvaltı Konağı’nda karşılaştığımız güler yüzlü hizmetten ve zengin kahvaltı sofrasından son derece memnun kaldık. Sofrada ilk kez karşılaştığım yerel lezzetler ve tadı yörenin temiz toprağından, temiz havasından beslenmiş kahvaltılıklar da oldu. Öneririz!

Günün ilk durağı Akdamar Kilisesi ziyareti için Akdamar Adası’na yolcu taşıyan feribot iskelesine gidiyoruz. Edremit veya Gevaş sahilindeki, iki farklı iskeleden adaya ulaşmak mümkün. Gözlediğimiz kadarı ile Edremit iskelesinden hakeket eden deniz otobüsleri daha kalabalık gruplar tarafından tercih ediliyor ve yolcularını adanın arka tarafında indiriyor. Edremit İskelesi’nden hareket eden ve daha ekonomik bir alternatif sunan Van Deniz Otobüsü tarifesine ve hareket saatlerine bu sayfadan ulaşabilirsiniz.

Genellikle bilinen ve bizim de kullandığımız iskele ise Van-Tatvan anayolu üzerinde yer alıyor. İskeleye üst geçiş sayesinde her iki yönden de kolayca ulaşmak mümkün.

Üst geçitin altındaki ücretsiz park yerine aracımızı bırakıyor ve sıradaki teknenin hareket etmesini bekliyoruz. Bu tekneler çocuklar hariç on-on beş kişi toplandığında hareket ediyorlar. Bu da, mevsim itibari ile yaklaşık yarım saat gibi bir süreye denk geliyor. Yolcular arasında bizim gibi şehir dışından turist gelmiş bir çift ve kucaklarında aile boyu termoslar ile adaya pikniğe giden aileler var.

Tekne ücreti kişi başı 15 TL ve adaya ulaşım yaklaşık 20 dakika sürüyor. Gevaş’ın sırtını dayadığı Artos Dağı’nın manzarası ise muhteşem! Feribot yolculuğu boyunca, uykudan yeni uyanmış bir çocuk gibi kah turkuaz renkli Van Gölü’nü kah tepesi karlı dorukları seyrediyorum.

Tekneden hemen müze gişesi önünde iniyorsunuz ve eğer kiliseye girecek iseniz müze biletini burada bekleyen görevliden alarak merdivenlere doğru devam ediyorsunuz. Bilet ücreti kişi başı 15 TL veya müzekart geçerli.

Adaya piknik yapmak gelmiş aileler diğer yönden çay bahçesinin olduğu tarafa veya ormanlık tarafa doğru devam ediyor. İlk önce “seyir terası”na doğru Van manzarasını seyretmeye gidiyoruz. Güneş açısı nedeni ile doğumuzda kalmış Van manzarasını göremiyoruz, diğer tarafta kalan Süphan’ın başı ise bulutlu! 

Akdamar Kilisesi’nin ruhani atmosferi ve Ermeni ustaların taş işçiliği her göreni hayran bırakıyor. Kilisenin etrafında, her yönünde işlemiş motifleri ve sahneleri açıklayan bilgilendirme panoları yerleştirilmiş. Ziyarete gelmeden önce tarihini ve anlatılagelen efsaneleri de araştırmanızı öneririm.

Akdamar Kilisesi Müzesi

Akdamar Kilisesi Müzesi

Rota hazırlık aşamasından itibaren beni en çok heyecanlandıran manzarayı görmek üzere Altınsaç Köyü’ne doğru devam ediyoruz.

Bölge genelinde anayoldan yol ayrımları veya köy girişlerinde tabela uygulaması yaygın değil. Birkaç köy ve turistik nokta dışında nerede ise hiç tabela görmüyoruz.

Mobil harita uygulamasının işaret ettiği yol ayrımını dubalarla kapatılmış görünce bir sonraki sapaktan devam ediyoruz. Yol çıkmaz duruyor. Tarlasında çalışan bir köylüye soruyoruz. Dubalı yoldan gitmemizi ve kontrol noktasından geçmemizi söylüyor.

Geri dönüyor, dubaların kenarındaki kulübede iki korucu olduğunu görüyoruz. Kimlik kontrolü yapıyor, nereden gelip nereye gittiğimizi, kalıp kalmayacağımızı soruyor ve dubaları kaldırıyorlar. 

Köye kadar önümüzde yaklaşık 16 km var ve pamuk pamuk olmuş bulutların yansıdığı göl manzarası çok güzel!

Altınsaç Manastırı tepesinden Van Gölü manzarası

Altınsaç Manastırı tepesinden Van Gölü manzarası

Yolun sahil yönü ve tepe yönü olarak ikiye kırıldığı noktada mobil haritaya güveniyor ve tırmanmaya başlıyoruz. Aman dikkat, sahil yolunu takip etmek gerekiyor!

Üzerindeki karların yeni yeni eridiği, toprak yol yer yer bizi zorlasa da tepedeki manastırın manzarasına inanarak devam ediyoruz. Bu yol ile Altınsaç Manastırı kalıntısına kadar ulaşmak mümkün. Gel gör ki, henüz bahar aylarında, sosyal medyada denk geldiğim bir videoda bu yolun kapalı olduğu ve tepeye kadar yürüdükleri anlatılıyordu. Manastır bugün tamamen ıssız ve gezgin inekler tarafında kullanılmakta olduğu aşikar. Kilisenin orijinal ismi “Kantzag (Altınsaç) Surp Tovmas Manastırı” olarak geçiyor.

Altınsaç Manastırı kalıntısı

Altınsaç Manastırı kalıntısı

İlk günün sonunda Tatvan’a ulaşıyor ve burada konaklıyoruz. Bitlis ve çevresinde dolu dolu geçirdiğimiz bir günün ardından rotanın ikinci gecesinde Erciş’de Maciter Otel’de konaklıyoruz.

Güney kıyılarda turkuaz rengi ile bizi kendine hayran bırakan Van Gölü kuzeyde derinleştikçe daha mavi ve engin bir renk kazanıyor.

Van Gölü kuzey rotası ve Süphan Dağı manzarası

Van Gölü kuzey rotası ve Süphan Dağı manzarası

Yaklaşık 20 sene önce, Erciş’de bir sene yaşamış ve 2011 depreminin ardında arkadaşlarına destek olmak için şehre gelmiş eşim otele varana kadar hayretini gizleyemiyor. Şehir adeta yeniden inşa edilmiş. Onun evinin ve alışveriş yaptığı dükkanların olduğu yerlerde yenileri yapılmış. 1. Etap dedikleri Toki Çarşısı ana cadde boyunca devam ediyor. 

Erciş’de ana cadde üzerinde nerede ise her köşe başında bir taksi durağı var. Bu bölgede insanlar köyler arasında veya Van’da bir işleri olduğunda taksi tutarak gider gelirmiş.

Bugün için ilk planımız, Erciş merkezine yaklaşık 30 km mesafedeki Ulupamir Köyü‘ne gitmek idi. Bu köyün ismini, bir kaç yıl önce festivalde izlediğim bir belgesel-film ile öğrenmiştim. Bu sefer için Ulupamir Köyü’nü ziyaret etmiyoruz. Beni oldukça etkilemiş belgeselin özetini ise buradan izleyebilirsiniz. 

Erciş’den ayrılmadan önce otlu peynir siparişi veriyoruz ve kargo iki iş günü içinde İstanbul’a teslim ediliyor. Alışveriş için Erçiş Belediyesi karşısındaki peynirciyi öneririz! Otlu peyniri inek veya koyun sütünden yapılabilir. Has olanı koyun sütünden yapılan otlu peyniri mayalarken sirim otu kullanılıyor ve bu ot hafif ekşimsi bir tat veriyor. 

Merkezden ayrılarak sahile inen toprak yol boyunca tarlalar ve bahçeler arasından devam ediyoruz. Yeni yapılan Erciş sahil yolu, aynı zamanda yürüyüş ve mesire yeri olarak tasarlanmış park boyunca devam ediyor ve balık bendinden hemen önce Van otoyolu ile birleşiyor.

İnci kefalinin göç ederken en zorlandığı ve adeta can pazarının yaşandığı Deliçay bendinde mola veriyoruz. Mayıs ayı sonunda düzenlenen uçan balık festivaline de ev sahipliği yapan alan aynı zamanda piknik yeri ve mesire alanı olarak düzenlenmiş. Adalet Bakanlığı tarafından kiralanmış tesis hükümlüler tarafından işletilmekte. Tesise yaya girişi 2 TL ve binek araç girişi 10 TL. Dere kenarındaki kurulmuş teraslarda, suyun akış yönünün tersine göç etmeye ve bendi açmaya çalışan inci kefallerinin ve onları avlayarak karınlarını doyurmaya çalışan martıların mücadelesine şahit olabilirsiniz. Endemik bir tür olan inci kefali sodalı Van Gölü’nde yaşıyor ve yumurtlamak üzere tatlı suya göç ediyor. Yöre halkı için önemli bir geçim kaynağı olan inci kefalinin üreme döneminde, 15 Nisan-15 Temmuz arasında avlanma yasağı uygulanıyor.  

Erciş balık bendi - inci kefali göçü ve martıların avı

Erciş balık bendi – inci kefali göçü ve martıların avı

Erciş balık bendi - inci kefali göçü ve martıların avı

Erciş balık bendi – inci kefali göçü ve martıların avı

Van Gölü rotamızınüçüncü gününde istikametimiz Ağrı Dağı ve Doğubayazıt olacak. Van Gölü’nden uzaklaşır ve anayol üzerinde ilerken göle akan Bendimahi Çayı sol tarafınızda kalıyor. Muradiye Şelalesi‘ni görmek için iki sapaktan birisinden sola dönmelisiniz. Belediyenin düzenlediği, kafetarya ve bir tesisin de bulunduğu ilk girişte aracımızı park ediyor ve karların erimesi ile debisi artmş şelaleyi seyrediyoruz. Ahşap merdivenlerden su kenarına kadar inmek de mümkün!

Aşağı taraftaki asma köprü ile derenin diğer yakasına geçebilir, buradaki ormanlık ağaçlık arazide piknik de yapabilirsiniz. Eğer yükseklik veya asma köprüden geçmek yönünde bir endişeniz var ise, anayoldaki ikinci sapak bu tarafta parketmenize imkan veriyor.

Muradiye Şelalesi

Muradiye Şelalesi

Haftanın son iki gününde tekrar Van’dayız. Van Gölü’nün doğu sahilinde kalan diğer noktaları da görerek şehir merkezine doğru ilerliyoruz. Van yönünde, sağda kalan Bendimahi Çayı üzerindeki tarihi Şeytan Köprüsü‘nde kısa bir mola veriyoruz. Ana yola oldukça yakın bu köprü, leçe arazinin devam ettiği toprak yapısı ve derinliği ile şaşırtıyor.

“Saint Stephanos Kilisesi” için yol kenarında küçük bir tabela görüyoruz ancak ayrılmıyoruz. Anayol kenarından çektiğim fotoğrafını wikiloc haritasında bulabilirsiniz. 

Urartulu Amik Kalesi için bir tabela göremiyor ve kalenin nerede ise tamamen yıkılmış olduğunu okuduğum için sahile doğru sapmıyor, Ayanis Kalesi kazı çalışması tabelasına kadar anayolda devam ediyoruz. Arkeolojik kazı çalışması hali hazırda durmuş ve çalışma alanı metal duvar ile kapatılmış. Alan genelinde bilgilendirme panoları mevcut ve yerinde sergilenmesi düşünülen kaya yazıtları gibi sabit eserler özel bir yapı içinde korunmakta. Urartu tarihi adına pek çok yeni bilginin açığa çıkarıldığı kazı çalışması neticesinde gün yüzüne çıkarılan arkeolojik eserler sergilenmek üzere Van Müzesi’ne nakledilmiş.

Savunma amaçlı inşa edilmiş Ayenis Kalesi surlarından Van Gölü ve Süphan Dağı manzarası doyumsuz! Bembeyaz kumsalı ile uzanan, mavi bayraklı Mollakasım Plajı çevresindeki köylerde yeni yeni yazlık ve site yapılanmasının başladığı da görülüyor.

Yüzüncü Yıl Üniversitesi kampüs alanı içinde kalan Van Kedisi Araştırma Merkezi, Van kedileri ile ilgili araştırma yapan ve orijinalliklerini korumaya çalışan bir adres olarak rotamızda yer alıyor. Van Gölü havzasında yaşayan ve genetik bir defekt sendrom nedeni ile iki gözü farklı renklerde (diskromatopsi) olabilen bu beyaz yumakları fotoğraflamak veya onlarla oyun oynamak için Van Kedi Villası’nı haftanın her günü mesai saatleri içinde ziyaret edebilirsiniz. Giriş ücreti kişi başı 2 TL. 2006 yılında “milli ırk” olarak ilan edilmiş tür hakkına detaylı bilgi sahibi olmak veya yavru bir kedi sahiplenmek isterseniz internet sayfasında yayınlanan duyuruları takip edebilirsiniz.

Van kedisi

Van kedisi

Sükunete çabuk alışıyoruz. Günlerdir dağ bayır gezdikten sonra Van şehir merkezi bize hayli kalabalık ve karmaşık geliyor. Eşyalarımızı bırakmak üzere, bu gece konaklayacağımız Van Dosco Hotel’e gidiyoruz. Şehir işlek caddelerine yürüme mesafesindeki otelden memnun kalıyoruz. Öğle yemeği için Cumhuriyet Caddesi üzerindeki Kervansaray Restoran’a gidiyoruz. Kalabalık bir grup iseniz, yoğun saatle için önceden rezervasyon yaptırmak gerekebilir. 

Otele dönerken, akşam yemeği için Melen Caddesi üzerinde Aşiyan Ev Yemekleri lokantasına gidiyoruz. Yerli yabancı tur grupları tarafından da tercih edilen bu adres. Özellikle denemek istediğiniz bir yemek var ise, önceden arayıp günlük menüyü sormak gerekebilir. Anadolu’da pek çok yerde pişirilen keşkek yemeğinin bir alternatifi olarak hazırlana keledoş yemeğini deniyoruz. Tarifindeki akpancar otunun aroması tarife farklı bir lezzet katıyor. Restoranı ve tarifi öneririz. 

Şehirdeki büyük oteller, mağazalar, pek çok restoran ve meşhur Kahvaltıcılar Sokağı, kamu binaları ve banka şubeleri bu cadde üzerinde yer alıyor. 

Van merkezine yaklaşık 4 km mesafedeki Van Kalesi, diğer Urartu Kaleleri gibi doğu-batı doğrultusunda uzanıyor. Günümüzde, çevre düzenlemeleri de yapılarak geniş bir alanı kaplayan surlara, batı tarafındaki müze gişesi turnikesinden girebilirsiniz. Van Kalesi giriş ücreti kişi başı 6 TL veya müzekart geçerli. 

Van Kalesi

Van Kalesi

Ahşap merdiven düzeneği ile kalenin dış kapısına kadar tırmanabilir ve surlar üzerinden modern Van şehrini, eski Tuşba şehrinden geriye kalanları ve Erek Dağı’nı seyredebilirsiniz. 

Van Kalesi’ndeki Urartu izlerinin sergilendiği bir kaç noktayı önceden not almış olmak ile birlikte, kale genelinde herhangi bir bilgilendirme veya yönlendirme tabelası göremiyoruz. Farklı çağlarda farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış yerleşkeyi ziyaret etmeden önce araştırma yapmanızı öneririm. 

Kalede fotoğraf çekmek için gün batımı önerilmek ile birlikte benim önerim Van iskelesine inerek kaleyi seyretmeniz olacak. Gün batımı saatinde veya dolunayda farklı ve etkileyici bir kadraj yakalayabilirsiniz!

2011 depremi sonrasında, şehir merkezindeki binasından taşınarak Van Kalesi’nin hemen yanında inşa edilmiş modern ve geniş binada açılacak olan Van Müzesi halen kapalı! Urartu dönemi ile ilgili olarak hayli zengin bir envantere sahip olan Van Müzesi’nde geçmiş dönemde sergilenen ve “Hakkari Stelleri” olarak bilinen mezar taşlarını da görebilmeyi umuyordum.

Van Kalesi'nden Van ve Erek Dağı manzarası

Van Kalesi’nden, kalenin doğu surları, Van ve Erek Dağı manzarası

Van’daki son günümüzde Van çevresinde gezecek ve Hakkari yönünde devam edeceğiz.

Yaz sonunda sıcaktan soğuk iklime göç eden, flamingolar gibi pek çok kuş türüne ev sahipliği yapan Erçek Gölü ve Akgöl, seyir terasları ve yerel festivaller ile bilinirliliği artmış doğal güzellikler. Henüz erken olmak ile gezip görmek için Özalp yönünde devam ediyoruz. Karayoluna paralel ilerliyen tren yolunun kah göl kıyısından kah rengarank açmış kır çiçekleri arasından geçen manzarası her mevsim ayrı güzel olmalı! Köy girişindeki tabelaları takip ederek göl kenarındaki Karagündüz Kuş Cenneti seyir terasına kadar ulaşıyoruz. Gel gör ki mevsim itibari ile tüm kuleler sular altında!

Şehir merkezine dönmeden Erek Dağı eteklerinden Bakraçlı yönüne sapıyoruz. Tırmanmaya şeridi sarı çizgili ve geniş bir yol. Yolun sonunda, nerede ise tamamen kilise kalıntıları üzerine inşa edilmiş bir köy ile karşılaşmak bizi şaşırtıyor. Araştırdığım kadarı ile Yedi Kilise, Ermeni tarihi ve kültürü için hayli zengin ve önemli bir yapı. Orijinal adı “Varaka Surp Nışan” ya da “Surp Khaç Manastırı” olarak geçen mabedden günümüze ulaşmış tek bölümü ziyaret ediyor ve narteks duvarlarındaki  soluk resimleri fotoğraflıyoruz. Duvarlardaki belli belirsiz işlemeler hayranlık uyandırıcı. Apsinin kenarlarında hala yanmakta olan mumlar var! Biz dış bölüme çıkarkan içeri giren Ermeni bir turist grup da içeri de kısa bir ayin düzenliyor. Dini ve tarihi olarak bu kadar önem verilen bir yerin neden restore edilerek korumaya alınmadığını anlamadık. Manastır tarihine ve eski fotoğraflarına buradan bakabilirsiniz.

Ayaktaki tek kilisenin çevresi metal çit ile çevrilmiş ve kapısı karşı evdeki oturan bir amca tarafından açılıyor. Köye yabancıların geldiğini gören köylüler hemen kilise bahçesine toplanıyor, kapıyı açıyor ve hediyelik eşya tezgahları kuruyorlar.

Yedi Kilise kalıntısı duvar motifleri

Yedi Kilise kalıntısı duvar motifleri

Bakraçlı tepesinden iniyor, Gürpınar yönünde devam ediyoruz. Urartu dönemi savunma kalelerinden birisi olan Çavuştepe Kalesi’nde hali hazırda bir kazı çalışması veya bilgilendirme panosu bulunmuyor. Anayol kenarında kahverengi tabelasını görebilir ve istediğiniz vakit gelip gezebilirsiniz. Kazılarda bulunan tüm arkeolojik eserler sergilenmek üzere Van Kalesi envanterine eklenmiş. Sur kalıntıları üzerinde bir kaç fotoğraf çektikten sonra yıllar önce bir haber kanalında gördüğüm “son Urartulu” Mehmet amca ile tanışma fırsatı buluyoruz. Kale girişindeki kulubesinde çalışmaya ve turistleri bilgilendirmeye devam ediyor. Antik Urartu dilini okuyup yazabilen sayılı insandan birisi olan Mehmet amca, bazalt taşı üzerine Urartuca yazılar kazıyor ve hikayelerini anlatıyor. Kendimize Urartuca birer kolye hediye ediyoruz!

Son Urartulu Mehmet amca

Son Urartulu Mehmet amca

Osmanlı döneminin önemli bir eseri olan Hoşap Kalesi‘ni görmek üzere Hakkari yönünde devam ediyoruz. 2007-2017 yılları arasında devam etmiş kazı çalışmaları neticesinde çevrede herhangi bir bilgilendirme panosu göremiyoruz. Kale kapısı kilitli olduğu için çevresinde dolaşmak ile yetiniyoruz. 

Hoşap Kalesi

Gürpınar Güzelsu Köyü ve Hoşap Kalesi surları

Gürpınar Güzelsu Köyü ve Hoşap Kalesi surları

Hoşap Kalesi’nden sonra Hakkari yönünde devam ederseniz Vanadokya Peri Bacaları veya daha ileride Başkale’yi geçtikten sonra başka bir doğa harikası, bembeyaz Akçalı Travertenlerini görmek mümkün olabilir. Yeterince vaktiniz var ise, Yedisalkım Köyü çevresindeki dağlık arazide ve yaylalarda gezebilirsiniz. Mağara duvarlarına (Kızlar Mağarası) çizilmiş ve MÖ 6000-1000 yıllarına tarihlenen duvar resimlerini görmek için köylülerden rehberlik talep edebilirsiniz.

Hoşap Kalesi’nin önündeki tarihi köprüyü fotoğraflarken bize yaklaşan bir amca Gürpınar’a gidip gitmeyeceğimizi soruyor. Gel amca diyor ve Van yönünde, Gürpınar merkezine gidiyoruz. Yol boyunca derin bir sohbete dalıyoruz!

Gürpınar merkezinde de Erciş’de gördüğümüz gibi büyük bir cami yapılmış ve etrafında sıra sıra uzayan bir çarşı inşa edilmiş. Meydan geniş ve çarşı düzenli görünüyor. Gel gör ki, Cumartesi günü öğle saatinde ancak bir kaç dükkan açık, çoğu dükkan tutulmamış bile ana cadde üzerinde nerede ise kimsecikler yok. Bir haftadır kim ile sohbet etsek herkes işsizlikten şikayetçi!

Bu bölgeye gelirseniz, öğle yemeği için önerimiz Melet Et Lokantası. Bölgedeki her restoranın menüsünde olan ayran aşı çorbasını en çok burada beğendik!

Gürpınar’dan ayrılırken beş gün süren rotamızın da sonuna gelmiş oluyoruz. Van şehir merkezine dönmek yerine sahile gidip biraz da keyif yapalım diye düşünüyoruz. Edremit sahili geçtiğimiz senelerde yapılan projerle ile tamamen yenilenmiş. Sahil şeridi tamamen yayalaştırılmış, yürüyüş ve bisiklet yolları inşa edilmiş. Sahilin bir bölümünde sıra sıra dizilmiş kamelyalar ve bacalı barbekülerde mangal yapabilir veya çayır çimen üzerine örtünüzü serip denize karşı bir piknik yapabilirsiniz. Manzaraya karşı, yol kenarındaki bir çay bahçesine oturuyor ve bir demlik çayı bitiriyoruz.

Beş gün boyunca dikkatimizi çeken ufak bir detay da kaldırım taşlarının yüksekliği oluyor. Yılın büyük bölümünü kar altında ve kötü hava şartları ile geçiren bu şehirlerde, kaldırımlar iş makinalarının çalışmasına da imkan verecek şekilde yüksek inşa edilmiş.

https://www.instagram.com/p/ByxCr2NgzMz/

 

 

11-15.06.2019