Sisli bir fotoğraf karesinin peşine takılıp gittiğimiz Termessos Antik Kenti’ni pırıl pırıl güneşli bir sonbahar gününde geziyoruz.

Zorlu coğrafya, bu kadar büyük bir antik kentin, çok fazla zarar görmeden günümüze kadar ulaşabilmiş olmasının da arkasındaki sır olmuş. Sarp bir dağın doruğunda ve orman içinde gizlenmiş doğal bir platform üzerinde kurulmuş antik kent, konumunun avantajı  ile günümüze kadar çok fazla zarar görmeden ulaşabilmiş.

Antalya-Denizli kara yolu üzerinde, Korkuteli yol ayrımında, Antalya şehir merkezine yaklaşık 25 km mesafedeki Güllük Dağı Milli Parkı girişi görürsünüz. Milli park girişinde günü birlik kullanım alanında birkaç ağaç ev ve bunglov var. Kazı çalışanlarının kullanımı için inşa edilmiş ve hariç zamanda atıl duruyormuş. Piknik masaları mevcut. Kamp yeri sormadık ancak genel olarak milli parklarda kamp kurulmasına izin verilmiyor. Bu genel yasaklamanın nedenini sormadım.

Milli parklar yaban hayatın korunup yaşatılması ve çoğaltılması için belirlenmiş özel alanlar iken, kamp kurma talebi ile gelen ama ne yaban hayatı ne de kamp kültürü ile alakası olan insanların talepleri ile baş etmenin pek de kolay olmaması olabilir diye tahmin ediyorum.

Kovada Gölü Milli Parkı’nda olduğu gibi, Güllük Dağı Milli Parkı’nda da bulunduğumuz coğrafyada yaşamış ve yaşayan canlıları tanıtan bir “Ziyaretçi Tanıtım Merkezi” var. Burayı gezdikten sonra Antik Kent’e doğru aracımız ile devam ediyoruz. Araç ile yaklaşık 9 km kadar tırmandıktan sonra aracımızı buradaki otopark alanına bırakıp Aşağı Şehir Surları’nı görerek yürümeye başlıyoruz.

Antik dönemde Termessos’a çıkan üç farklı yürüyüş rotası daha varmış. Serin bir bahar gününde, alternatif patikalar da tercih edebilir.

Hadrian Kapısı - Artemis Tapınağı

Hadrian Kapısı – Artemis Tapınağı

Termessos Antik Kenti, kadim Anadolu halkı Luvi’lerin soyundan gelen Solym’ler tarafından kurulmuş. M.Ö. 4. asırda sefere çıkmış Büyük İskender’in fethedemediği şehir olarak tarihe geçmiş Termessos, ilerleyen yüzyıllarda tüm Anadolu gibi önce uzun süre müttefik oldukları Romalılar, sonra da Bizanslılar (Batı Romalılar) tarafından zapt edilmiş. Antik kentin taş yollarını gezerken farklı dönem mimarilerini bir arada görmek mümkün. Ancak, yapılar ve kalıntılar hakkında bilgilendirme panoları veya Sagalassos’da olduğu gibi interaktif bir sunum alanı bulunmuyor. Kente gelmeden önce araştırma yapmanızı öneririm, ancak bu şekilde gördüğünüz kalıntılara ve moloz yığınlarına bir anlam verebilir ve iki bin öncesi yaşananları hayal edebilirsiniz!

Üzeri parmaklık ile örtülmüş su kuyuların ve sarnıçların derinliği ve birbirlerine bağlandı kanallarının görüntüsü, o günün teknik şartlarını düşününce oldukça detaylı hesaplanmış görünüyor. Adeta kartal yuvası gibi kurulmuş her iki antik şehri de gördükten sonra Pisidyalılara hayran olmamak elde değil!

Termessos Antik Kenti’ne gitmeden önce, Düzlerçamı mevkii’nden yürüyerek kente ulaşmış arkeolog ve rehber Ümit Işın’ın tanıtıcı videosunu öneririm.

Termessoslular ve antik şehir hakkında araştırmalar devam etmekte.  Örneğin, şehre ulaşan farklı yollar varken, Büyük İskender’in neden en zorlu yolu seçtiği gibi stratejik bir soru henüz yanıtlanamamış. Diğer yandan, Termessos’da başarısız olan Büyük İskender’un ordusunu, bir sonraki durağı Sagalassos’da hiçbir güç durduramamış!

Termessos Antik Kenti

Termessos Antik Kenti

Antik kent, Büyük İskender’in ölümü sonrasında da Anadolu’nun hakimiyeti için birbirine savaş ilan eden generaller döneminde de paylaşılamaz. Pisidyalıların desteklediği General Alcetas rakibi ile giriştiği savaşı kaybeder ve Termessos’a sığınır. General Antigones rakibinin peşini bırakmaz ve Güllük Dağı eteklerine kamp kurarak Alcetas’ın teslim edilmesini ister, aksi duruda şehri yerle bir edecektir! Şehir meclisi toplanır ve yaşlılar heyeti bir plan yapar. Alcetas’ı destekleyen gençleri savaşa devam etmek üzere farklı bir yöne sürerken, Antigones’e de Alcetas’ı teslim edecekleri yönünde haber gönderirler. Planı öğrenen Alcetas düşmana esir olmaktan ise hayatına son vermeyi tercih eder ve Termessos’da intihar eder. Yaşlılar, Alcetas’ın cesetini teslim ederler. Oyuna geldiklerini anlayan gençler şehre geri dönerler. Düşmanı tarafından işkence görmüş ve parçalanarak atılmış ceseti bulur, gömer ve anısına bir anıt dikerler. Kayaya oyulmuş mezar odası tahrip edilmiş olsa da kaya üzerine işlenmiş asker motifini, antik tiyatroya doğru devam eden yürüyüş rotası üzerinde görebilirsiniz.

İniş sırasında da göreceğiniz lahit mezarlarda özellikle kılıç ve kalkan motiflerine dikkat etmenizi öneririm. Bir sonraki durağımız olacak Uçansu Şelaleleri‘ne giderken de Pisidya Kültürel Miras Rotası işaretlerini takip ederken Termessos’u hatırlayacağız.

Toroslar’ın eteklerinde kamp kurmayı ve Akdeniz’in tuzlu suyunda yüzmeyi planladığımız rotamızın ilk gecesinde kamp kurmak üzere Ekşili Göleti’ne doğru yola devam ediyoruz. İlerleyen günlerinde Pisidya döneminin farklı kentlerini görecek ve Köprülü Kanyon üzerinden Pamfilya topraklarına geçeceğiz!

16.09.2019